Affichage des articles dont le libellé est Sadun Köprülü. Afficher tous les articles
Affichage des articles dont le libellé est Sadun Köprülü. Afficher tous les articles

lundi 17 juin 2013

Irak Türkleri baskılara karşı direnmektedirler

Irak Türkleri baskılara karşı direnmektedirler
Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

Irak Türklerinin yüce tarihleri  şehitlerimizim temiz kanlarıyla yazılarak parlak gelecekleri için vermiş oldukları uzun yıllardan beri, milli mücadele davalarını yansıtmakla, bu topraklarda yıllar önceleri Türk devletleri kurularak varlı, üstün Türklük kokan bir tarihe, zengin bir kültür, folklor gelenek, göreneğine sahip çıkarak, Edebiyat, sanat Türk dilleri alanında çok yapıtlar yazarak, çalışmaları ile sağlam verimli gelişmeler elde ederek, çok sayıda büyük şair, yazar, edebiyatçılar, bu Türk topraklarda yetişerek, dünya çapında tanınmışlardır.

Birçok yapıt eserler gün ışığına bırakarak şanlarıyla, adlarıyla önem değer, önlük kazanmıştır.

Irak topraklarında tarihten önce yoğun olarak Türkler bü bölgelerin tek sahibi olarak yaşayarak, üstün vatlıklarını ortaya koymuşlardır.
Kahramanlıkla, yiğitlikle savaşlarda öncülükle tarihi kanlarıyla, şanlarıyla yaratmışlardır. 

Türkler Irak’ın her bir şehir yerinde yapıtları, kalıntıları uygarlıkları, izleri günümüze kadar görünmektedir.



mercredi 18 juillet 2012

Kerkük’ün Türk Varlığı, Sadun KÖPRÜLÜ


Kerkük’ün Türk Varlığı

Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

Irak topraklarında Eski dönemlerden bu yana tarih boyunca birçok medeniyetler Türkler tarafından kurularak, bu topraklar bu yurtlar hep Türklerin olarak, Türklerden kalarak yüce bir tarihe sahip olmakla uygarlık üstün gelişmeler her bir alanda sağlanmıştır.

Bu topraklarda önceleri Türklerden başka hiçbir millet yaşamadan Irak’ın kuzey güneyinde Türk Sümerler uygarlık, medeniyeti var güçleriyle kurmuşlardır.
Bölgeye getirmişlerdir
Ve tarih boyunca bu topraklar Türksüz olmayarak bu topraklarda  Irak Türkleri tarafından altı Türk devleti kurulmuştur bunlardan Celayirler, Ak koyunlu, kara koyunlu, ilhanlılar, Irak Selçuklu, Osmanlı Devleti, Atabeylikler Irak tarih boyunca bu dönemlerde Irak Türkleri üstün başarılarla görevlerini yerine getirmişlerdir ve ayni bölgede yaşayan öteki halklara karşı sevgi, hoşgörü besleyerek huzur getirmişlerdir.

Irak Türkleri bu vatanın, bu toprağın, Türkmen elinin, Kerkük Türk şehrinin sağlam milli Türkçülük davasına tarih boyu canlarını, kanlarını vererek, sahipleri olarak İslam’ın ilk dönemlerinden 673 yılında başka Türk bölgelerinden Irak’a girmeye çok sayıda Türkler başlayarak, Türkler o günden itibaren Irak’ın toprak savunmasında  özellikle “Sugur” dediğimiz düşman sınır hatlarında görevlerde bulunmuşlardır, kendilerine tarih öncesi vatan edindikleri bu aziz toprakları pahasına canları binlerce şehit vererek korumuşlardır

Irak Türkleri kucak açmış oldukları bu kutsal vatan toprağında milli kimliklerinin olgulaşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Irak halkının  çok önemli unsurunu teşkil eden Türkler bu vatanın oğulları olarak. Türk Sümerlerden sonra, İslam’ın ilk dönemleri diyebileceğimiz 673 yılında çok Türkler Irak’a girmeye başlayan Irak Türkleri yiğit atılgan savaşçı olarak Irak’ın tüm toprak yerlerini savunmada kanlar canlar binlerce şehitler vererek, topraklarını milletlerini prensiplerini satmadılar ana yurtları Kerkük’e, Erbil, Musul ve tüm Türkmen eline sarılarak bir karış topraklarını düşmanların girmesine yasakladır.  

Irak Türkleri İslam ordusunda Emevi döneminde ve Irak valisi Ubeydullah bin. Ziyad, onlara inanarak yakınlık göstererek, Türklerden 4000’ini Basra’ya yerleştirmiştir, o zaman ülkenin iç ve dış güvenliğini Türklere bırakmıştır.

Abbasiler ilk döneminde öteki Türklerin Irak’a girişleri devam ederek, ülkenin en önemli ve hassas sınır bölgelerde görev almaya başlamışlardır, Bu bölgelere yerleşen Türkler Irak’ın güney, orta ve kuzey kesimlerine yerleşerek, vatanlarını topraklarını kurarak, korumuşlardır. Tüm muhtelif Müslüman kardeşleriyle karşılaşarak uzun yıllar kardeşçesine yaşadılar tüm insanları sevdiler yardım eli uzattılar onlara.

Ayrıca Irak Türkleri uzun süre İslam Devletine ve İslamlara hizmet yardım ettiler. Bağımsız idareler beylikler, devletler, İmparatorluklar kurdular. Böylece Türkler uzak ve yakın her yerde kahraman, yiğit savaşçılar, atılgan korku bilmeyen askerler ve tanınan siyasetçiler, Din bilgin, feylesoflar, devlet adamları olarak vatanları Irak’ın her bir yerine dünya yüzünde tanındılar meşhur oldular.

Irak Türklerinin yerleşim yerleri bölgeleri 35 yıl Baas rejimi tarafından yerle bir edilen Türkmen elinin başkenti, baş tacı, göz  bebeği sayılan ilk önce Kerkük gelmektedir, Kerkük şehri kimliğini kaybetmeden Saddam rejimin acımasız politikasına karşı yıkılmadan binlerce erlerini, yiğitlerini, gençlerini liderlerini şehit vererek bu kutsal toprağını savunarak tüm peşmergeler, Amerika, müttefik devletlerini önce Saddam’ın uzaklaştırma, Araplaştırma asimilasyon, soykırım, katliam politikasına karşı, ayrıca Saddam’ın uşakları Talabani, Barzani Kerkük Türk şehrini 700 bin Kürdü sokmasına rağmen yoğun olarak, Kürtleşme politikası boş kafayla tehditleri karşında Kerkük yüzlerine bağırmakla, Türklüğünü tüm dünyaya belli ederek dayanarak, durdular milli davalarının haklarını canlarıyla savundular.

Saddam’ın sonu  gelmesiyle bu iki peşmergelerin sonu yakınlaşmaktadır, bu iki Amerika uşakları Türk milletini iyice bilmeli tanımalı ve Kıbrıs savaşını bir an olsa bile hatırlamalıdırlar, artık büyük Türk ordusunun sabrı tükenince başlarına neler geleceklerini iyi biliyorlar ve tüm dünya güçleri Türk milletinin büyük atılgan yiğit kahraman korku bilmeyen bir millet olduğunu tarih boyunca bilmişler, görmüşlerdir tanımışlardır.

Yüce önder Atatürk’ü yetiren bu millet binlerce liderler, başbuğlar, erler yetirmiş ve yetiştirmektedir.

Irak Türklerinin yaşadıkları yoğun olarak, Türk şehirleri Kerkük, ERBİL, Musul, DİYALA, ayrıca Başkent Bağdat, Vasit, Babil Hilla, Necef, Irak’ın kuzeyinde güneyinde, doğu, batısında çok sayıda Türk bayat, Karakol, Tatar, Nakip, Şehli, Bacalan, Celali  Zengene gibi çok Türkmen oymak, boyları, aşiretleri yaşamaktadırlar, Saddam döneminde bu aşiretler nüfusları Arap olarak yazılmıştır.

Bunun yanında Kerkük’e bağlı aşiretlerin, Türklerin bölgeleri olduğa Tazehurmatu ve Tuzhurmatu, Kümbetler, Leylan, Beşir Tavuk (Dakuk) Karatepe, Yaycı, Tokmaklı, Kızıl yar, Çardaklı, Kifri, Altunköprü, Bastamlı, Amirli, Yengice, köyleri ve yüzlerce Türk ilçe, köyleri bulunmaktadır.

Diyala şehrine bağlı kızılar bat ve Mendili ilçesi, Adana köy, Hanekın, Delli Abbas, Kara han, Şehreban, Kazaniya ve adını yazmadığımız daha nice köy ve ilçeler bulunmaktadır.

Yoğun Türk nüfuslu olan Musul ona bağlı TELAFER, Selamiye, Reşidiye, Kara koyunlu, Muhallebiye, Kara yatak, Şenif ve yüzlerce Türk ilçe, köyler Türk tarihlerine bağlıdırlar.

Başta Türkmenlerin yoğun olarak ve tarih boyunca yurt edinen uğrunda canlarını vererek şehit olanların ve Türk milletinin simgesi, gönlü, baş tacı, gözbebeği Kerkük’tür.

Türk şehri Kerkük’ün eski adı Karhā olarak geçmektedir şehrin ortaya koyulmuştur. Kerha önemli bir şehriydi. Bunun yanında Kerkük’ün adı Kerhini diye Yakut el-Hamevî’nün Mucemu’l-Buldān adlı yapıtında yazılmıştır, Yakut el-Hamevî’ söylediğine göre: “Kerhini Dakuk, ile Erbil arasında güzel, sağlam bir kale imiş, Yakut’un Kerhini dediği kaleli şehir olarak Kerkük olduğu tarihi belgelerle kanıtlamıştır.

Kerkük ve Kerhini arasında benzerliği görünmektedir. Kerhini Kerkük adının verildiği dönemi ise Ak koyunlu Türkmen Devleti dönemidir, bu dönemde Kerkük, Kerhini olarak geçmektedir.
Şehrin bu iki adı yıllarca değişmeden Kerkük, daha eski olan Kerhini yerine kollanılmıştır.

Türkler bu bölgeye damgalarını vurarak, kendileriyle özdeşleştirdikler bölgelerin başında Türkler gelerek Kerkük ve çevresine o dönemlerde Kerkük bölgesine yerleştikleri tarih ise M.1055–1258 yılları arasında tarihi olarak kaynaklara dayanarak ışık tutulmuştur.

Her türlü kaynakların bu dönem hakkında vermiş oldukları bilgileri bir araya toplarsak bölgenin Türk bölgesi olduğunu ve bu yerlerde bu topraklarda Türk’ten başka hiçbir millet yaşamamıştır, görünmektedir.

Saddam döneminde ve Saddam’dan sonra tüm hızlı Araplaşma, Kürtleşme politikaya karşı Kerkük şehri ve tüm Türkmen eli toprakları, yerleri bölgeleri Türklük duygularından, dillerinden vazgeçmeden kanlarını vererek şehit olarak haklarını savunmuşlardır ve savunmaktadırlar.

Irak Türkleri Türkmen eli bölgesinde varlıkları 1055 yıllarının çok öncesine dayanmaktadır.
Çünkü bu tarihten önce de özellikle Şehrizor (ŞEHREZOR) ve Kerkük’te Türkmenlerin varlıkları göz önündedir
Irak Türkleri başta, Şehrizor ve Kerkük olmak üzere, bölgenin tamamına hüküm sürmüşlerdir.
              İbnu’l-Esir bu konuda şöyle demektedir: “Selçuklular 433/1099 yılında Şehri zor’a gelerek Türkmenlerden büyük bir ordu kurarak toplu biçimde toplayarak onlara silah ve savaş kurallarını öğretmiştir.

Askerlerinin birçoğu Türkmenlerden oluşarak, Muizuddevle’nin Irak Bağdat’ta girişiyle Muizuddevle kuvvetiyle Irak’a giren Türkmenler burada kendilerinden önce yerleşmiş Türkmenlerin bir bölümü topluma karışarak, öteki bir bölüm ise asker olarak onlara Devletin yardımına katılmışlardı.

Buveyhiler devrine kadar gelen Türkmenler güney ve orta Irak’ta yerleşmeleri yanında kuzeyde SAMMARRA, Musul, Kerkük, EERBİL, Stratejik önemi olan şehirlerde yerleşmişlerdir, Selçuklular devrine gelince tam olarak 1055 tarihinde Tuğrul Bey komutasında Türkmenler Irak’a girdiler.
Ama önceleri tarih boyunca Türkmenler bu toraklarda yaşamaktaydılar.

“Selçuklular devri Irak toplumu için en önemli devirlerden sayılmaktadır.
Oğuz boyunun 24 boyundan olan Bayat oymakları kabilesinin Irak’a Selçuklularla beraber geçmişlerdir. Kuzey Irak’ı kendilerine barınak yurt seçmişlerdir.

Ayrıca Bayat oymakları Kerkük’e yerleşip burayı vatan edinmişlerdir. 
Kerkük bölgesinde oturan Türkmenlerin çoğu aslen Bayat oymaklarındandır.

Güneyde ise Türk bayatlar kardeşleri ile birlikte yaşayarak Bayatlar o derece onlara karışarak bir bölümleri Saddam rejiminin onlara dillerini unutturarak, Bunun yanında orta kuzey bölgesinde yerleşen Türkler ana dillerini muhafaza etmişlerdir.

Ayrıca bölgelerindeki halkların dillerini de öğrenmişlerdir. Irak Türkleri her bir bakımdan bilgili efendi insanlar olarak hiç kimseni incitmediler, öldürmediler kimseye silah çekmediler her zaman vatanlarını, topraklarını sevdiler canlarıyla kanlarıyla korudular milli Türklük davalarına bağlandılar tüm Türk milletiyle kan kardeş olarak dünya Türkçülük davası kendi davaları olarak savundular.

Türkiye için Al bayrak, Türk toprakları için her an duygulandılar, coştular canları, kanlar vermeye her an hazır oldular ve hiçbir zaman milli, mücadele yollarından davalarından şehitlerin, atalarının izinde yürüyerek dönmediler ve dönmeyecekler.

jeudi 26 mai 2011

Korku, Engelleri Aştık biz...Sadun Köprülü

Korku, Engelleri Aştık biz...


Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ

Irak Türkleri için korkunç ve ürpertici yaşantılar hazırlayanlara Saddam rejimi ve ömrü billah düşman güçlerin oyuncağı olmaktan öteye gitmemiş, hep dış güçlerle el ele yürümüş –sözüm ona feodal aşiret reisi, işbirlikçiler Türk halkına karşı fırsatçı ve acımasız oldular.


Türkmen milletine Saddam rejimi gibi türlü baskılar uyguladılar: İşkenceler, tertip ve tuzaklar bir yandan, bir yandan hukuksuz özgürlüklerini ellerinden aldılar, yok ettiler veya yerlerinden yurtlarından ettiler ve etmeye çalışmaktadırlar. Mallarını mülklerini yağmaladılar.


Acı çileyle, sürgünle yok etmeye, haklarını gasp etmeye devam etmeleri yetmedi, özellikle Türkmen şehri Kerkük’e, yine bir ölçüde yerlerinden yurtlarından ettikleri başka unsurları getirip yerleştirdiler.


Olay petrol ve feodal güçlerin güç gösterisi sorunudur.


Bunları gerçekleştirmek için dünyanın gözüne baka, baka sistemli, planlı faaliyetlerini sürdürüyorlar.


Sanki dünya “üç buçuk eşkıya”ya teslim


Edilmişte Türk’ün yok edilişine hepten karar verilmiştir.



Görünüşe göre sanki mazlumların gücü sahibi kalmamıştır…


Ama Irak Türkleri hale bu maceraya karşı dayanıp durdular, korkmadılar, susmak bilmediler, her yerde haklarını aramaya gösterişlere katıldılar, şehitler verdiler, irada gücü ile zorluğa karşılık verebildiler.


Acıya, işkenceye, baskıya, çileye dayandılar durdular varlıklarını tüm dünyaya bildirdiler.


Çünkü Türk milleti olarak gururumuz, İlkemiz her şeyden üstündür, Eski dönemde Kerkük’te, Altunköprü, Tuzhurmatu ve başka Türkmen topraklarında, diktatör rejimi güvenlik, istihbaratı, her tarafı sarmıştı, hatta öyle bir duruma gelmiştir ki, millet kendi evinde ailesi içerisinde siyaset, Türkçülükten, Milletten, Kerkük ve öteki Türkmen yerlerinden ve ortalarında anne dilleriyle konuşmak, Türkçe türkü söylemekten, kitap, gazete, dergi okumadan dertleşmekten bahsetmeye çekiniyorlardır.


Kardeş, kardeşten, baba, oğuldan herkes birbirinden korkuyordur.


Yüzlerce genç, yaşlılarımızı boşu boşuna idam ederek kurşuna dizerek, birçoğunu da yıllar boyunca Türkçülük, milliyetçilik ile suçlayarak mahpushaneye atmışlardır.


Ama ne yazık demokrasi geldi diye sevindik buda çok sürmedi yine işbirlikçiler, Saddamcılar ve kopyaları iş başında hep eskiden yaralandıkları gibi bugünde onlara daha fazla önem verilmektedir, Mücadeleci dava adamları, şehit aileleri ve hapis, ,işkence görenler arka planda kalarak onları her bir türlü baskı ile yok etmeye çalışıyorlar


Ama bir türlü onlara karşı yüz be yüz duramıyorlar, güçleri yetemiyor millet arkalarında olduğundan dolayı.


Çünkü onlar yiğittiler, kahramandılar, korkuya, ölüme bile aldırmadan milli mücadele davalarını kanlarıyla, canlarıyla sürdürmektedirler.


Bizler geçmişte olduğu gibi bugünde


Değer arzularımızı beslemekle, varlığımıza göz koyan gururumuzu, özgürlüğümüzü hiç etmeye çalışanların karşısında, Ercesine korkmadan durarak, hiç kimsenin bizde hakkı yoktur, yalnız kendi başımızla, kanımızla, canımızla özgürlüğümüz için, mücadelemiz için, döktüğümüz arı temiz kanları meydanları kınamıyoruz.


Türklükle iftihar ederek yüce, Ulu şehitlerimizi anarak, acılarımızın tekrar geriye dönmesini isteyenlere ve tahta oturmayı hayal edenlere, sevenlere hiç


Hoş geldin demiyoruz, tahta oturanlar kutsal görevlerin düşünmelidirler, parayı masayı, sandalyeyi unutmalı, yalnız şehitlerin kanına, Türkmeneli Kerkük’e


and ederek, düz doğru milli yolda gönülden, çalışarak Türkçülük milliyetçilik görevini sağlam olarak yerine getirmeli,


Saddam cellât gibi, kendi milleti için diktatör olmamalı, çünkü her lideri millet lider eder, beğenmezse de millet onu yok eder düşürür, tahtan atar, indirir Dünyada


Ortadoğuda olduğu gibi.


En büyük sorunumuz korku idi, ama bugün bir kıyıcı diktatöre karşı, bunu aşarak, cellat Saddam düştükten sonra, yerini İşbirlikçi partiler, ajanlar, alınan insanlar alarak, onun yapmadığını Türkmen milletine karşı onlar uygulamaktadırlar.


Biz büyük bir milletiz, kendimize güveniriz, gururumuz, benliğimiz, varlığımız için her adımda ilerlemekteyiz.


Saddam yönetiminde kapkaranlık, dünyamızı çalışma, yorulmayla aydınlatarak, bu günde milli yolumuza, Saddam rejiminin düşmesi, halkın ayaklanması, ve karşı durması, irade ve sabırla, mücadeleye başlayarak, onları korku ve endişe içerisine sokmalı....


En büyük zulüm ve vahşete karşı duran, Irak Türkleri toprak, yurtlarımızı, köy, yerlerimizi, pisliklerden, kıyıcı kötülüklerden, zalimlerden, Türk düşmanlarından, işbirlikçilerden kurtarmak için, neler yaptığımızı dünya biliyor, Bunu, hiç kimse inkâr edemez, bizler yüce Türk milletinin oğullarıyız, baş eğmeden kimseye, ırkımızdan, Türklüğümüzden ölürüz hiçbir zaman tavız vermeyiz.


Tüm dünya basını ve yayınları buna şahittir, Duymayan duysun, bilmeyen bilsinler, bizler Irak’ta, büyük milletiz, bu toprakları biz kurduk, gelişleştirdik, uygarlık yaptık, tarih yazdık bizlerden önce bu topraklarda, hiçbir millet devlet yokmuş 6 devlet imparatorlar korduk, Irak Türkleri olarak tarih boyu bu topraklarda Devletler, bizim elimizle hüküm sürmüştür, korkmadan her türlü facia ve kaygı zulüm, işkence karşısında durup yenilmeden varlığımızı gösterdik, Bizi yok eden ve hayatımızla oynayan insanlara, hiç fırsat vermeyeceğiz.


Tarihimizin, hayatımızın kararmasını bilmiş ve anlamışız buna göre yolumuza başlamışız, bu nedenle tüm haklarımızı koruyarak başarmalıyız.


Ey kıralar, tiranlar, despotlar, kıyıcı diktatörler, dünyaya hâkim olmak isteyenler, bu mazlum insanların kaderinde oynayanlar, biraz kendinize gelin, önünüzü düşünmezseniz sonunuzu düşünün, bu dünya çok padişahlara, başkanlara hiç kimselere kalmamış ve kalmayacaktır.


Acaba sonunuzun, hesabından korkmuyormuşsunuz, utanmıyormuşsunuz.


Sizlerde, Saddam ve Saddamcılar, bu kutsal Türkmen toprak yerlerini kendilerine mal edenler, Türk yurdu Kerkük'ü kendi topraklar, malları sayanlar, artık sonunuz geldi, biz büyük Türk dünyasını, birleştireceğiz birliğimizi koracağız isterseniz, istemezseniz de bu topraklar, bu yerler bizlerindir ve bizlerinde kalacaktır.


Büyük tarihli, kültürlü, onurlu, töreli, güçlü atılgan yiğit Türk milleti ile bizler varız var olacağız.


Türkmenler, Azerbaycan Türkleri, Batı Trakya, Roman, Yunan, Makedonya, Ahıska, Batı Avrupa, Avustralya, ABD Türkleri, Dağıstan, Kuzey Osetya, Gagavuz,
Kara kaplak, Kırım, Tatar Doğu Türkistan,


Uygur Türkleri, Afganistan, Bulgaristan, Irak, Erdebil, Urumya, Türkmen Sahra, Tebriz, Tahran, Horasan, Kaşğar, Halaç, Zen can, Hehadan, Kazvin Türkleri, Irak Kerkük, Kale Hıristiyanları , Musul, Erbil, Diyala, Telafer, Bağdat Türkleri, Sincan, Telafer, Aziziye Türkleri…


Moğolistan ,Nugaya, Suriye, Heleb, Dımışk, Lazikiya, Hasaka, Teslima Türkleri, Kosova, Sancak, Baş Kurt isten, Çavuş isten, Yakut isten, Hakas, Altay , Tava, Kara çay, Kabart ay, Balkar, İnguşe Sibirya, Kızıl deriler, Filistin Ehzan, Cenin, Adana köy,Türkleri, Kahire, Cezayir, Tunus, Libya, Kıbrıs,Urdun, Hicaz, Şam Türkleri Türkmenistan, Azerbaycan, Türkistan, Kırgız, Özbekistan , Kazakistan, Tacikistan, Kara bağ, Çeçenistan, Bosna Hersek, Arnavutluk… Ve tüm dünya Türkleri birdir, bir gönül, bir eldiler, bir dildiler; hiç bir mezhep, din, renk ayrımı bizde yoktur ve olmayacaktır, çünkü bir yürek bir gönülüz.


Bundan dolayı bizler her Türk’e kanımızla, canımızla, malımızla her bir şeyimizle, yardım edersek öz milletimize yardım etmek oluyoruz ve hiçbir kimseye de ajans uşak olmayacağız. Türk milleti her nerde olursa olsun, kendi milletimizdir, kendi kanımızdır, canımızdır.


Türklük davamızdan bizi hiç bir güç kuvvet ayıramaz Atasözümüzde olduğu gibi, Et tırnaktan ayrılmaz.


Düşmanlar bizleri bir mezhep, iki din, üç, dört ülke, bu Türk’tür, bu Türkmen’dir, bu Azarıdır, bu Afşar, bu Gagavuz’dur diye ayırtmak istiyorlar, ama bunlar bu boş kafayı kötü davranışları iç, dış düşmanlıkları kin beslemekleri, hainliklerini yeter bıraksınlar,


Bizim varlığımızı unutmayacağız,hakkımız öcümüz her nasıl olursa alınacaktır, bizleri sevmeyenler kıyıcılar doğdukları günlerine pişman olacaklardır..


Düşmanlarda bunu iyi bilsin bir karış anayurt, baba ocağı topraklarımız Kerkük, Musul, Erbil’den ve Türk dünyamızdan ayrılamayız, vazgeçmeyiz, ölene, can verene kadar.


Başkaları ne derse desinler, bizler Türk’üz, Türk kalacağız, Anavatanımız Türkiye’dir ve nerde bir Türk varsa oradan sınır, topraklarımız başlayacak,


Oralarda Türkçülük, milli bayrağımız dalgalanacaktır.


Rahmetli büyük Atamız Mustafa Kemal Paşa Atatürk, ne kadar güzel belirtmiştir:


“NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!”


Tarihimiz Uludur yücedir milli yorumumuz da bu, ne yazık ki. Hem yazık, hem tarihimiz mücadelemiz anlamamız geregir toplumuzu biran önce uykudan kaldırmalıyız, ona göre hesap kitap etmemiz gereken çıplak gerçekte bu değil midir?


Rahmetli Türk Başbuğu Türkeş’in, tarihe gönderme yaparak belirttiği,”Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” gerçeği, ne yazık ki uzak kalan bir bölüm kardeşlerimiz Türk’e, Türk dünyasına yakınlık, ilgi göstermemiş gerekmektedir yanlarında olmalıyız, sahip çıkmalıyız kendisini doğru Türk bilenler artık korkuyu unutsunlar Türkler yiğittir, yiğit, kahraman kalmalıdırlar.

mardi 8 mars 2011

Yörük Türkmen Oğuz Boyları Kültür Dernekleri Federasyonu Sadun KÖPRÜYE Onur Ödül Plaketi verildi.




Yörük Türkmen
Davasına hizmet edenler ile dallarında başarılı olanlara 6 Mart Pazar günü Ankara Yenimahalle belediyesi 1no’lu kongre salonunda
Türkiye bulunan Türkmen Yörük
Oğuz Boyları Kültür Dernekleri Federasyonunu

Tarafından onurluk şöleninde tanınmış Türkçü, Milliyetçi Türk şahsiyetlerine onur Ödül Plaketi verildi

Türkiye’nin her bir yerinde dernekleri buluna Türkmen Oğuz Boyları bir araya gelerek

Oğuz Boyları Kültür Dernekleri Federasyonunun düzenlemiş olduğu geleneksel Onurluk sonumu, ödül onurluk Töreni kalabalık bir Türkiye ve dünya Türkmen topluluğunun katılımıyla Ankara’da yapılmış olan

Törende Türkiye’nin her bir yöresinden, yerinden gelen dernek başkanları, üyeleri ve dernek yetkililerinin yanında aynı amaçla milli, Türkçülük duygusuna sahip olanları bir erek içinde etrafında toplayarak, ayrıca birçok kişiler ile siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, yazarlar ve sanatçılar birleşmişlerdir.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasıyla başlayan törende.. Federasyon Genel Başkanı Durhasan Koca yaptığı açış konuşmasında

Yörükler ve Türkmenler Türk milletinin asli unsurudur.
Özüdür, Türk milleti birdir demiştir.

Türk milletinin bu topraklarda bin yıldır var olduğu, sonsuza kadar var olacağı ve Cumhuriyetimizin kurucusu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir Yörük Türkmen olduğunun törende vurgulanmıştır.

Uzun yıllardan Türk milletine ve Türk dünyasına verdikleri çeşitli amaçlardan, hizmetler dolayı Onurluk ödülü hak eden yaklaşık 150 kişiye sırasıyla ödüller, onurluk verildi.

Ödül törenine katılanlardan
MHP Gurup Başkan Vekili Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili Behiç Çelik, Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, MYK üyesi M. Hidayet Vahapoğlu, Prof Dr. Yusuf Halaçoğlu. MHP eski milletvekillerinden Prof Dr. Abdurrahman Küçük ve Müjdat Kayayerli ile Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, ayrıca

Bayram Meral DSP’den Hasan Erçelebi, Hasan Macit ile D.P’nin Genel Başkanı N.Kemal Zeybek ve Türk Boyları Konfederasyonu Genel Başkanı Mustafa Özbek. Gürbüz Evren

Akademisyenlerden G.Ü. Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, Prof Dr. Mustafa Kafalı ve Prof Dr. Taciser Onuk ile Irak Türkmenlerinden Sadun Köprülü ve Mahmut Kasapoğlu katılmıştır.


Araştırmacı yazar Sadun Köprülüye Ödül plaket aldıktan sonra bir konuşma yaparak Köprülü Irak Türklerine göstermiş oldukları destek, ilgiden ve içli Milli davadan dolayı tüm Türk milletine ve Yörük Oğuz Boyları Federasyon Genel Başkanı Durhasan Koca beye sonsuz teşekkürlerini sunarak bugün Irak’ta Türkmenler Saddam döneminde olduğu gibi yene haksızlığa uğrayarak Araplaştırma politikası yanında Kürtleştirme politikası ve asimilasyon uygulanarak Kerkük Türk şehri zor durumunu yaşayarak elden gedmektedir, ayrıca Arap devletlerinde Diktatörlere karşı ayaklanmalar, sokağa her bir alana milletin, halkın inmesi bu emperyalistlere karşı büyük bir zarbadır, derstir, Tunus, Mısır, Lübnan, Suriye, Urdun, Filistin, Irak’ta dünyada yüz milyonlarca Türk yaşamaktadır özellikle İran’da 55 Milyon Türk olmasına rağmen hiçbir Türk’ün anayasal hakları bulunmamaktadır konuşmasında tüm dünya Türklerinin acılarınki, işkencelerini kısa bir konuşmayla Sadun Köprülü dile getirerek önemli vurgulamalarda bulunmuştur.

Ödül, plaket töreni sonunda çeşitli sanatçıların sahnede her yöreden türküler ve deyişlerini seslendirildiler. Tören, toplantı gecenin son saatlerine kadar sürdü.

Türk öğün çalış güven

Türk milleti tarihinle övün çünkü senin ecdadın medeniyetler kuran devletler imparatorluklar yaratan bir mevcudiyettir sen Anadolu denilen bu yurda sonradan gelme değil ilk yerleşip medeniyet kuranların çocuklarısın fakat geleceğine güvenebilmek için bugün çalışman lazımdır çünkü yalnız tarih övüncü bir meziyet sayılmaz
Deme bana kayı oğuz ilhanlı türküm bu ad her ünvandan üstündür yoktur Azeri Kırgız Özbek kazanlı türk milleti bir bölünmez bütündür.

mercredi 24 novembre 2010

Erbil Irak Türklerin ikinci Şehridir, Sadun Köprülü


Erbil Irak Türklerin ikinci Şehridir


Sadun KÖPRÜLÜ




Irak Türklerinin Kerkük şehrinden sonra, Öz Be Öz ikinci Türk Şehri sayılan Erbil şehri günümüzde Bölgesel Kürt Yönetiminin başkenti halına gelmiştir.

Erbil Kürtlerinin baskısı altında Mesut Barzani tarafından işgal altında yaşamaktadır .


Yüce Tarihli bir Türk şehri olan Erbil uzun yıllardan beri Zagros Dağları’nın eteklerinde, Aşağı ve Yukarı Zap suları arasında kurulan tarih boyunca atabeylerin büyük uygarlık devletleri ile tanınarak, toprağı Türklükle coşan, her bir yeri Türk olan kurmuş olduğu devletlerinin Irak’ı uzun yıllar hüküm eden bir Türk şehridir.

Irak Türklerin tarihini incelemiş olursak Irak'a giriş tarihleri, Türklerin Anadolu'ya girmeden daha önceye uzanmış olduğunu görürüz, Irak’ın kuruluşundan öncede Türkler bu topraklarda yaşamışlardır H. 54 yıllarında sonrada Türkler Abbasiler döneminde çoğunluk olarak
Defalarca Irak’a yerleşerek ve Sultan Tuğrul Bey'in 1055 yılında, Oğuz boylarından oluşan ordusuyla Irak'a girerek,
Özellikle Irak’ın Kuzeyinde Atabeylikler kurulmuşlardır.

Bu Atabeyliklerden Musul Atabeyliği (1127-1233) ile Erbil Atabeyliği (1144-1233) dır.

Ve Muzaffereddin Gökbörü 1190 yılından, 1233 yılına kadar 43 yıl Erbil’de hüküm sürerek, bu dönem Erbil Türkleri için en
Önemli altın bir çağ dönemi sayılmıştır. Sultan Muzaffereddin
Gökbörü, Atabeyliğin payitahtı olan Erbil'in surlarını ve çarşılarını yeniden inşa ederek, büyütmüştür.
Böylece Erbil şehri Muzaffereddin Gökbörü, ve Moğollardan sonra Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular,
Safeviler ve birinci. Dünya Savaşı'na kadar Türk Osmanlıların yönetimi altında kalmıştır.

Şehrin en eski yerleşme merkezi tarihi Erbil kalesidir, Ayrıca Muzaffereddin Gökbörü tarafından yapılanı cami ve medreseler minaresiyle belli olan millet arasında "Çöl adıyla tanınan bu Minare günümüzde 37 metre olarak durmaktadır.

Erbil Kerkük şehri gibi tanınan bir Türk şehri olarak önemli bir kültür ve sanat toprağıdır tarih boyunca birçok şair, yazar bilgin ve sanatkâr yetiştirmiştir

Erbil eskiden kurmuş olduğu devletlerle Irak Selçukluları yönetiminden sonra 1144 tarihinden Beytekin hanedanından Küçük Ali'nin ve Erbil Atabeklerinin uzun süre başkenti olarak tanınmıştır.

Erbil Müzaffereddin Gökbörü
Döneminde (1136-1190) tarihinde imar edilerek Erbil şehri iki yandan gelişerek, Aşağı Erbil ırmağı kenarında geniş bir alana yayılarak, Yukarı Erbil bir tepe üzerinde kale içine kurulmuştur.
Ve Kalenin duvarları eski kalıntılar üzerine Müzaffereddin Gökbörü tarafından yeniden inşa edilmiştir .

Gökbörü döneminden sonra Erbil şehri Abbasiler tarafından hüküm edilerek, ve Erbil, Moğolların hükmü altına geçerek, uzun süre acı karışık ve sıkıntılı dönemlerde yaşamıştır.

1849'da tarihinde tamir edilerek
Gökbörü, devletinin ve saltanatının Yurdu olarak İslâm dünyasında büyük bir önem kazanmıştır.

Aşağı Erbil'de yüksek minareli bir ulu cami, bir medrese, 4 dârûl-aceze, dul ve öksüz, kimsesiz yurtları yaptırarak şehirde Türk izleriyle donatmıştır.

Erbil merkezi, büyük bir ticaret o dönemde olduğundan dolayı 1309 (Rumi) Musul Salnamesi'ne göre, 4.000 nüfuslu kasaba içinde milletinin Türkçe konuştuğunu, 2 cami, 10 mescit, 6 medrese, 5 çocuk okulu 5 dârûl-aceze, 1 kışla ve 3 hamam bulunduğunu yazmaktadır, Şemsettin Sami Albeni ve tüm tarih kitaplarında Erbil şehrinin bir Türk şehri olduğunu kanıtlamaktadır,

Bugün durum tam değişerek 1991'dan günümüze kadar Erbil Talabani ve sonradan Barzani Kürtlerin baskısı altında kalarak, yüzde yüz bir Türk şehri olarak Kültleşme politikası tüm hızıyla sürmektedir.


Özelikle Erbil Türk Şehrinin demografik yapısı 1970 yıllardan beri değişmeye başlamıştır ve günümüzde Irak Türkleri Kürtlerin şehre akımı yoğunlaşması hızla gelişmelerine, yerleşmelerine rağmen Türkler yine çoğunluktadırlar.

Erbil’in Kuzeyi büyük Zap’ın Güneyi ise küçük zapın geçmesiyle Erbil bölgesinin verimli toprağıyla ortalık güzel bir alanı Irak’ın en güzel yerini yazlıklarını yeşillik bir çevreyi, doğalı kapsamaktadır.
Sahip olduğu şirin toprağı havası can yakıcı güzelliği insanlara umutlar vererek, yaşamın tadını göstergesidir. Tarım alanında çok zengin olarak ürünleri Buğday, arpa, darı, tütün yetiştirtmektedir.

Şehrin kırsal kesimlerin de küçükbaş hayvancılığının var olduğunu görmekteyiz.
Erbil geniş bir toprağı ile yolun üstünde olan şehirlerimizden olmakla konumu gerekçesiyle Musul, Bağdat ve Basra yollarıyla bitişme noktası olmasıyla ayrıca karayolu ile İran’a yakın olmasıyla öte yandan Türkiye topraklarına yakın sayıla bilinir ve bu nedenle Erbil şehri stratejik önemini yerini korumaktadır.

Erbil şehrinin konumunun nedeni ile tarım alanında elverişli büyük alanda ziraat ürünleri olmaktadır.
Ve Bölgede tarımsal üretim ulaşmaktadır, Temel üretim yetişmekle ayrıca birçok tüketimlerini bugün Türkiye’den sağlamaktadır.

Son günlerde Irak’ın kuzeyinde çıkan Petrol yasasının uygulanmasıyla birlikte Kürt yönetimin elinde olan Erbil Türk şehrinin büyük gelir kaynağından kendisi yaralanmaktadır..

Bölgede hızlı yatırım yapılarak, tarım, gıda beyaz eşya ve Kırtasiye başka ürünler bölgeye girmekle ticaret konut ve yapınma alanda günümüzde Kuzey Irak Barzani yönetimi yatırımı Türkiye Habur sınır kapısından kendisi yararlanarak ve bölge genişlemektedir.
ayni halde Zaho ve Dahuk dahil olmakla tüm Türkiye’nin ticareti bugün onların gözetimi altında olarak kendileri ister sinirden ister ticaretten tüm geliri elde kendileri etmektedirler..

Öte yandan Mersin limanından ticaret yaparak Türkiye’de çok sayıda Şirket fabrika, firmaları bulunmaktadır. Ve Irak Türkleri bu gelirden bu Ticaretten yoksun kalmaktadırlar çünkü tüm alan onların denetimi altındadır.

Bugün Erbil 2003 Saddam düştükten sonra, geniş bir bütçeyi elde ederek, kazancını Türkiye’den alarak, tüm alanda gelir tam olarak Kürt yönetiminin yoluyla kaynaklar sağlanmaktadır.

Irak’ın kuzeyinde yeni yapılanmalar yeni yollar ve yeni konut yapılanmaları hızla uygulanmaktadır.

Bölgeye iyice baktığımızda Mesut Barzani Türkiye ve Kuzeyde buluna tüm şirketlerde yarı yarıya pay alarak ortak olmaktadır.

Göze çarpan şehirde ve bölgede yeni binalar, alışveriş merkezler, yollar ve havaalanı yapılması çok önem taşmaktadır.

Ve birçok sayıda İnşaatların bitmesi firmaların, fabrikaların bölgede görünmesinin tek nedenini araştırsak kısa süre Mesut Barzani Türkiye’den elde etmiş olduğu para kaynağı bunu göstermektedir.

Mesut Barzani tün önde gelen Ortadoğu’nun varlı zenginlerinden biri olmakla Erbil şehrinde Türkiye yanında ABD, Lübnan, Fransa, İngiltere, İran, Almanya, Suudi Arabistan, Kore, İsrail, Japonya ve Çin şirketleri farklı alanlarda çalışarak yatırımlar yapmaktadır.

Bu hizmetlerden Kuzey Irak yalnız Kürt milletlerinin kalkınması refaha kavuşmasını göstermemektedir.

Çünkü tüm çıkarı Barzani yönetimi elde etmektedir ve yaralanmaktadır.

Bugün tüm gelir ve parayı elde eden ve kendi elinde tüm hazine sevinci mutluluğu Refahla yaşayan her şey bugün tüm kazanç belirli bir zümrenin elinde olduğunu söylemek gerekmektedir.

Bunların başında ilk Barzani ve Aşireti gelmekle,
kuzey Irak’ta kaçakçılık ön plan da gelmekle, elektronik ve telekomikasyon ürünlerinin hep onların yoluyla ucuza satılarak, tüm gelir onlarda kalmaktadır.

Irak’ın Kuzey Bölgesini iyice incelemiş olursak çok karışık bir etnik yapısı bulunmaktadır, Kuzeyde ağırlıklı olarak; Türkmenler, Araplar ve Kürtler, Hıristiyan ve Yahudiler yaşamaktadırlar.

Erbil Milletinin yüzde yüzü Türk olmasına rağmen birçok Kürtler ve Araplarda ticaret için şehirde yaşamaktadırlar, millet eskiden olduğumu gibi günümüze kadar izi kalan şehrin en eski yapısı olan kale yakınında yer alan çarşılarda ve kapalı çarşıda bulunmaktadırlar.

Her yerde Gençler, millet Türk müziği dinlemekte. Ağırlıklı olarak Türk televizyonlarını Türk dizileri izliyorlar.

Öte yandan Erbil Irak Türkleri Türkiye’ye bir hayranlık ve büyük sevgileri vardır, çok sayıda yerli şairleri ses sanatkârları Türkçe şarkılar, Türküler söylemektedirler.

Kuzey Irak yönetimi ne kadar Terör PKK eylemlerine sözde karşı olursa bile bölgede barındırmakla yataklık yapmaktadır onlara
Günümüzde terör örgüt PKK’nın kuzey Irak bölgesinde etkin bir ağırlığı bulunmaktadır.

Barzani ise bölgenin ekonomik durumundan dolayı Türkiye’nin destek yardımını kayıp etmemek için ara sıra bir bölüm açıklamalarda bulunmakla Türkiye’ni kazanmak isteyerek, öte yandan Türkiye’nin askeri operasyonların bölgede yapılmasına karşı olarak operasyonların yapılmasına tepki göstermektedir.

PKK’ ise Kuzey Irak yönetimi sesiz kalmasına karşı bölgede Terörist PKK irtibat ofisleri kapları radyo evleri yapmaktandı sürekli faaliyetleri sürmektedir. Terör örgütü tüm ihtiyaçlarını bugün Erbil’den karşılamaktadır, çünkü Kandil Dağı ile Erbil arası yaklaşık 3 saattir. Ve Erbil de yaşıyorlar ve Irak’ın kuzeyinde barınmaktadırlar.

PKK Erbil ve Musul bölgesinde bile güçlenmiştir. Durumun Musul da karışık olduğundan dolayıdır. Ayrıca Suriye’den Kandil Dağına gidenler yol olarak Musul yolunu kullanmaktadırlar

Erbil şehri Kerkük, Musul şehri gibi bir Türk şehridir
Ve Türk kimliklerini vermiş oldukları şehitlere karşı korumaktadırlar, buna karşı Barzani’nin sinsi politikası Erbil Türklerini silmek için yoğun şekilde çaplarlarla çalışmalarını sürdürmektedir.

Erbil’lin her yerinde yaşayan Türkler bugün en eski yerlerinden olan kale içerisinde yer alan Türklerinin yaşadıkları yerler boşaltılmaya uğraşıyorlar.
Şehrin Türk olduğunu kanıtlayan kitapları kütüphanelerden alarak yakılmıştır.
Dillerinin Türkçe olmasına karşın Türkçeye yer verilmemektedir, ayrıca Erbil milleti Türk olarak tümü Türkçe konuşmaktadırlar.

Asimilasyon Saddam döneminde olduğu gibi peşmergeler
Barzani tarafından baskıları sürerek, Türkçe konuşmak yasaklanarak, Türkçe okullar kapatılarak ve birçok sayıda Türkmen kuruluşlarının önce olduğu gibi bugün olmaması onlara el koyulmasıyla Türk dil birliğinin yok edilmektedir.
Ve Türklere karşı büyük asimile çalışmaların yoğun bir baskıyla yapıldığını görmekteyiz.

Yönetim Barzani elinde olduğu günden öteki Irak Türk bölgelerinde olan saldırılar patlamalar bu bölgelerde yoktur her yerde güvenlik uygulanmaktadır.

Erbil Şehrinin güvenliğini peşmergeler sağlamakta. Her yerde güvenlik noktaları bulunmaktadır.

Ayrıca Peşmergeler yanında Barzani Polis- Asayiş- Açil Müdahale ekipleri-
Özel Birlik ( Zawita )
Peşmergeler

Peşmergeler içinde PKK üyeleri bulunmaktadır. Peşmergeler her türlü eğitimi ABD ve İsrail tarafından almaktadırlar.

Peşmergelerin hepsi devlet tarafından maaş almaktadırlar.


peşmergeler yanında, Parastina istihbarat örgütü ise İsrail tarafından silah eğitimi almaktadır.

Barzani’nin bölgede dış istihbarat servisi yoğun olarak faaliyet göstererek. Özellikle Mosad ve CIA açık olarak çalışmaktadırlar.

Alman, İngiliz, Farense, İran yardımcı olarak istihbarat alanında faaliyet göstermektedir.

Erbil şehrinde ve bölgede okuma yazma Türklere karşı oranının çok yüksektir başkalarında ise çok düşüktür, Türk olmayanların çoğu büyük bir bölümü imza bile atmıyor Erbil’de ise üç Üniversite Gülen Cemaatine bağlı Işık Üniversitesi, eğitim yapmaktadır.

Erbil Türkleri uzun yıllardan bu topraklarda yerleşerek, büyük bir tarih uygarlığa sahiptiler, bu yerlerde bu topraklarda Türk devletleri Atabeyler, Karakoyunlu, Akkoyunlu devletleri gibi çok devletler kuran Türk milleti tarihten önce bu topraklar kendi toprakları olarak tanınmışlardır.

Erbil Türklerinde çok sayıda Aşiret, oymaklar, boylar görünmektedir, bu şehirde büyük katkıları olarak kültürlü aydın insanlar devlet adamları yetirmişlerdir, tanınan aile, aşiret oymak boylarından Doğramacı, Bayatlı, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Kocalar, Kocabaşı, Terzi başı, kasaplar, Kasap başı, Ağalar, Asefler, Demirci, Bezirgân, Saatçi, Çavuşlar, Zade, Şahlar, Küçük molla, Şahlar, Şehler, Atabeyler, Gök börülar,

Altunçular, Aslanlar, Kaymakçılar, Bayraktar, Alemdar, Baklavacı, Kaleli, Kardeşler, Küreçi, İlhanlı, Sepzeçı, Almaz, Çelebi, Nohutçu, Üzeyir, Azeri, Akbaş, Ayvaz, Kalender, Samancı, Neftçi zade, Çaycı, Pasavancı, Bahçeci ve başkaları.

Erbil Türkleri dünya çapında tanınan ses sanatkârı bulunmaktadır, güzel sesleriyle makam, Hoyrat, Kerem, uzun hava, gazal şarkı, türkülerde değer ön kazanarak, Türkiye ve Irak’ın her yerinde adları şanları, sesleri bilinmektedir.

Bunlardan Şahaba, Cemile, Şevket Mişko, , Hamit Küreci, Cemil Kapkapçı, Haydar Abdurrahman Bakkal, Mehmet Ahmet, Hardan, Celal Erbilli, Hac Abdullah Defzen, Nurettin Asafli, Bahset Halup kasap, Şakır Benna, Celal Çakmakçı, Mehmet Âşık, Nurettin Erbilli, Fuat Osman, Faik Bezirgan, Yaşar Mişko, Selim Fatah, Yunus Hattat, Yunus Mahmut, Setrettin Erbilli, Sinan Erbil, Mağdit Şah oğlu, Mehmet Ferit, Seyfi Azeri, Heyvaz
Küreci, İmad Kasap, Azat Kasap, Cemşir Beşir Üzeyir ağa, Cemşir Fitirci, Yunus Tütüncü, Erbil Kızı, Havar Bezirgân ve başkalar.

Ayrıca Erbil Türklerinde çok aydın yazar, şiarlar, bilginler, Din adamları, politikacılar kendilerini milletleri için adayarak birçok projeler çalışmalar yapmışlardır bunlardan Erbil Sahibi Muzaffereddin Gökbörü, Rahmetli İhsan Doğramacı birçok alanda yatırımlar Türkçe okullar, hastane yaparak çok sayıda öğrenciler okutarak yetirmiştir.

Yusuf Garibi, Haşim Nehit Erbil, Cercis Bahçeci, Nesrin Erbil, Sanan Kasap, Salah Mardan, Cahit Burhan Doğramaci, Kanı Abduulcebbar, Nüzhet Yahya, Naci Yunus, Gavsi Hac Abduulah, Hamdi Muhammet, Hazani Haydar zade İbrahim, Şeh Ali, Şeh Esat Muhammet Abdurrazak Ağa, Süreyya Ahmet, Harabı Mehmet, Yakup Ağa, Namı Abdullah, Adnan Kasap, Mahmut Kasap, Ferhan Coşkun, Diyar Erbil, Allah Verdi Erbilli, Cemal Öksüz, Hüsam Hasret, Esat Erbil ,Reşat, Sedat Erbil,vAydın Aslan, Nihat İlhanlı, İhsan Terzi oğlu, Ömer Akbaş, Yaşar Altın parmak, Burhan Yaralı, Şirzat Şeh oğlu, Amir, Delir Kasap, Dilşat, Azat Terzi oğlu,Şemsettin Vali
Erbilli, Himdat Terzi, Mehmet Abdullah, Ganim Fatah,
Kenan Saka, Nazım Saih, Sami Hattat, Nurettin Musullu, Mazin Hasan, Taife Kasap, Kemal Latif, Hüsam Kaleli, Abdullah Hattat, Selam Terzi, Sittar Neccar, Fuat Terzi, İmad Terzi, Azat Kasap, Serhenk Kasap, Serdar İhsan, Riyaz Demirci, Ercüment Terzi, Muhattın Kahveci, Yaşar Abdullah, Rüştü Kalalı, Mehdi Ali, Ahmet Kalalı, Adnan İrfan, ve başkaları.

Politika alanında uzun yıllar Erbil Türkleri çok sayıda kuruluşlar partilerde göreve katılarak ön sırada yer almışlardır, kimi günümüze kadar dava alanında çalışmasını sürdürmektedir.

Kimi uzaklaşarak kimi ise Türkmen alanından başka alanda çalışmaktadır, umarım kucaklarını tüm Irak Türklerine açan Erbilli kan kardeşlerimiz önceleri nasıl davaya kendilerini adadılar bu uğurda şehitler, kanlar verdiler umudumuz milli davadan uzaklaşanlar tekrar Anne topraklarına sarılsınlar, onlara Erbilin anne kucağı açıktır millet her zaman yiğitleri, kahramanları, temiz insanlar bağışlayacaktır, bağrına basarak savunacaktır, bir olalım varlığımızı kuralım gösterelim.

Politika alanda uzun yıllar çalışan Erbil Türklerinden Ferit Çelebi, Mahmut Ahmet, Sanan Ağa Kasap, Serdar ağa, Sinan Çelebi, Mahmut Çelebi, Münazil, Basil Sebzeci oğlu, Azat, Seyfettin Küreci, Seyah Küreci, Nihat İlhanlı. Kenan Şakır, Vecit Şücaaddin, Aydın Maruf, Nezhet Abdulganı, Dr Ömer, Fuat Çakmakçı ve yedi yıl Mesut Barzani Asayiş hapishanesinde kalan Emir İzzet ve başkaları.

Erbil Türkleri Saddam rejimi düşmeden önce Irak’ın kuzeyinde 1990 yıllarından mücadelecini sürdürerek çok sayıda okullar Türkmen kuruluşları, Irak Türkmen Cephesi Türkmen partileri kurultaylarını, çalışma, faaliyetleri orada başlatarak, Akıncılar ordusunu kurarak davamızı savunmuşlardır.
Türkmen yayın, basın medya televizyon radyosu ilk defa Erbil şehrinde açılarak, kurulmuştur ve Türkmen bölgelerinden gelen tüm Türkmenleri karşılayarak gönlülerine basarak, evlerine tüm Irak Türklerine açmışlardır konak etmişlerdir,

Irak Türklerinin Milli, Cephe bayrağını tüm dairelere, binalara, caddelere, evlere, sokaklara asarak, milli mücadeleleri canla vermiş oldukları şehitlerin kanlarıyla başlatılmışlardır.

Erbil Türkleri her zaman iki baskı altında yaşıyordular bir Kürt partilerinin baskısı birde Saddam rejimin acı sinsi politikasıyla, bugün tüm acılara karşı onlar için Barzani asimilasyon durumu sürmekle birçok Türkçe eğitim yapan okullar kapatılarak, Radyo, Televizyon, medya basın yayın, dergi, gazete, kitap bastırma hep ortadan kalkarak tarihe kavuşmuştur.

Erbil Türklerine karşı günümüzde tam olarak Kürt politikası tüm yönüyle uygulanmaktadır.

Erbil Türkleri Mesut Barzani ve Saddam rejimi ikilisi
Birlikte 31 Ağustos 1996 tarihinde acımasız bir politika uygulayarak kıyıcı Mesut
Barzani rejimi dikta Saddam rejiminin isteği üzerine çok sayıda Erbil Türklerini tutuklayarak, Saddam
Rejimine teslim ederek
Acımadan aşağıda adları geçen
Erbil Türk kardeşlerimizi idam etmiştir bunlardan.

1-Aydın Şakır Irak’lı
Kerkük–1936 doğumlu
1998- Bağdat gizli servis tarafından idam olmuştur.
2- Ferhat Kasım Kerküklü
Kerkük 1946 doğumlu
3-Ayad Vahit Sadullah
1960 Erbil doğumlu
4- Ali Hasan Acemoğlu1965,24.07 Kerkük doğumlu 1997-idam olmuştur.
5-Abdulrahman Bakkal oğlu 1972 Kerkük doğumlu
6- Ali Yaycılı 1971.24.07 Kerkük -doğumlu 1997 idam olmuştur
7-Ahmet Nureddin Kayacı
1976, 24.07 Kerkük doğumlu1997-idam olmuştur.
8-Mehmet Reşit Tuzlu 1953 Tuzhurmatu doğumlu
9- Mikail Şahbaz Samet
1973 Erbil doğumlu
10- Tarık Faik Nureddin1970 Erbil doğumlu
11- Sirvan Ahmet Abdulkadir
1960 Kerkük
12-Muinin Muhammed Emin1947 Erbil doğumlu
13- Halit İbrahim Ahmet1945 Erbil doğumlu
14- İbrahim Abdulrahman1964 Erbil doğumlu
15- Mazin Faruk1968 Erbil doğumlu
16- Necmeddin Nureddin1937 Erbil doğumlu
17- Şakır Zeynelabdin
18- Neşet Faysal Abdullah1960 Erbil doğumlu
19- Şirzat Yusuf Aziz1954
Erbil doğumlu
20- Şahin Yunus Mahmut
21- Hacer Andulgani Şahap
1972 Erbil doğumlu
22- Halit Abdullah1974 Erbil doğumlu
23- Nasret Halil Abdullah 1977 Erbil doğumlu
24- Yılmaz Yusuf Halil Muhyeddin1969 Kerkük doğumlu
25- Ayad Ahmet1963 Kerkük doğumlu
26- Abdulrahman Kaleli1974 Kerkük doğumlu
27-Haydar Erbinli Erbil doğumlu
28-Abdulmünim Samet Emin1947 Erbil doğumlu
29- Şaban Şahbaz Samet Erbil doğumlu
30- Şivan Şahbaz Samet Erbil doğumlu
31- Ramazan Cemal Kerim Erbil doğumlu1997 idam olmuştur.
32- Fuat kazım Nazım1997 idam olmuştur
33- Adil Bekir Selim Erbilli Erbil doğumlu
34- Şer Bekir Şakır Erbil doğumlu
35- Ali A Abdullah1965 Kerkük doğumlu
36- Faris Hadi
37- Emir Kerim Ali1997 Ekim ayında idam olmuştur.
38- Çetin Kerem Köprülü Altunköprü doğumlu
39-Murat Erbil’li
40- Mümtaz Erbil’li

Ayrıca farklı tarihlerde Kürt peşmergeler tarafından çok sayıda Erbil Türkleri şehit olmuşlardır bunlardan

1-Murat Hasan
2-Leyla Cemil
3-Avukat Rüştü Tahsin Saraçoğlu
4- Abdul haclık Felah
5-Halit İbrahim Köpeçı
6-Yasin Kasap
7-Aydın İzzet Kaymakçı
8-Söner Esat Terzi başı
9-Cesim Murat
10-Ferhat Nurettin
11-Aydın Abdülaziz Neftçi
12-Gül Annem Terzi oğlu
13-Abdullah Adil Hurşit
14-Feridun Fazıl Mehmet
15-Marivan Ahmet Erbilli
16-Fuat Kasım Nedim
17-Emir Kerim Ali
Ve başkaları

Not: 31 Ağustos 1996 tarihinden önce bende Erbil Enformasyon ve Türkmeneli gazetesini ilk defa olarak Türkiye Türkçesiyle yayınlamış olduğum ve başyazar olarak çalışırdım, önceden eski Türkçe olan gazeteyi Sayın İsem Tarzı başı ve Müayat Kara şahin beyle birlikte çalışıyordum, Erbil katliamından iki hafta önce İstanbul Türkiye’den gelen bir mektup üzerine ilgili makamın isteği ile Türkiye’ye giderek, bende o sırada Erbil şehrinde olsaydım şimdi idam olmuştum Allah’a şükür Yusuf Karacanın yardımıyla Türkiye’de bulunuyordum, Mesut Barzani Saddam rejimine Erbil Irak Türklerini teslim ettiği sırada, bende onlar gibi bu milli dava yolunda şehit olsaydım ne mutlu bana mezarları nurla dolsun yerleri Cennet olsun. İnşallah şehitlerimizin kanı yerinde kalmayacaktır Ulu Tanrı Saddam’dan haklar alındığı gibi birde öteki kıyıcılardan alınacaktır.


vendredi 23 avril 2010

Hollanda Irak Türkleri Gök Hilal Derneği Başkanı Abbas Kasap ITC Türkiye Temsilciliğini ziyaret etti.





22 Nisan 2010, Perşembe


Irak Türkleri Hollanda Gök Hilal Derneği Başkanı Abbas Kasap görüşmede " İnsanlara derdimizi anlatabilmek için bölgeyi yakından takip etmemiz gerekiyor, bu yüzden zaman zaman Türkmen bölgelerini gezerek son durum hakkında bilgiler alıyorum. Yine bu niyetle Türkmenlinin bir çok şehrine ziyaretlerim oldu. Halkımızın yaşadıkları yerinde görme fırsatım oldu" dedi.
Çalışmaları hakkında bilgiler veren Kasap, "Hollanda Türkmen Danışma Kurulu resmi bir şekilde ilan edilecek. Hedef, Hollanda'daki Türkmenleri bir çatı altında toplamak, diğer ülkelerde bulunan Türkmenlerle irtibat kurarak fikir alışverişi yapmalarını sağlamaktır." dedi. ITC TT Sadun Köprülü'ye bölgenin son durumu hakkında bilgilerde aktaran Kasap, "ITC Türkiye Temsilciliği'nin çalışmalarını da yakından takip ettiklerini ifade etti." ITC Türkiye Temsilcisi Sadun Köprülü ziyaretinden dolayı Hollanda Irak Türkleri Gök Hilal Derneği başkanı Abbas Kasaba Teşekkür ederek çalışmalarında başarı diledi.
ITC TT

vendredi 11 décembre 2009

TÜRKMENLER VE IRAK SİYASETİ...



10 Aralık 2009, 21:01 Kerkük Feneri
Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Sadun Köprülü ile Türkmenler ve Irak siyaseti üzerine...

http://www.kerkukfeneri.com/tr/haber_detay.asp?haberID=237


ORSAM: Sadun Bey öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkürler. 2003 sonrası dönemi hemen hemen hepimiz takip etmeye çalıştık ama 2003 öncesi dönemde Türkmenler’in durumuna ilişkin çok fazla şey bilmiyoruz. Siz Türkmen olduğunuz için zorluklar yaşadınız. 2003 öncesi dönem, kendi yaşadıklarınız ve genel olarak Türkmenler hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

KÖPRÜLÜ: Öncelikle gelip bizimle burada görüştüğünüz için çok teşekkür ederim. Biliyorsunuz ki Saddam dönemi, Arap Baas Partisi’nin tek parti olarak Irak’ta hüküm sürdüğü dönem, tam 35 sene sürdü. Bu dönem öncesinde de zulüm ve işkence çoktu. Saddam dönemi bütün dönemlerden daha kötü ve baskıcı bir dönem oldu. Çok sayıda katliama maruz kaldık. Bunun yanında Türkçe konuşmak yasaklandı. Televizyonlarda yarım saatlik bir Türkçe bölümü vardı. Orda da saürekli Saddam’la ilgili konular ve marşlar vardı. Türkiye Türkçesi yasaktı. Osmanlı Türkçesiyle yayın yapılıyordu. Yüzlerce köyümüz yıkıldı. Irak Türkleri birbirlerinden uzaklaştırıldı, Irak’ın güneyindeki Araplara da para ve ev verilerek Kuzey’e yerleşmeleri sağlandı. Yani Araplaştırma politikası gerçekleştirildi. Asimilasyon devam etti, ayrıca bizden yüzlerce kişi hapse atıldı ya da idam edildi. Necdet Koçak, Adil Şerif, Abdullah Abdurrahman gibi liderlerimiz bu kişilerin arasındaydı. 70’li yıllar çok kötüydü fakat 1979’dan 2003’e kadar süren Saddam dönemi en acısıydı.

Türkmenleri bölmek için iki plan kullandılar. Biliyorsunuz ki bizim Sünnimiz de var Şiimiz de var. Buna bağlı olarak Şii olan birçok kişiyi İran’la işbirliği yaptıkları gerekçesiyle idam ettiler, Dava Partisi’yle ve Hizbullah’la bağlantılı birçok kişi ya hapse atıldı ya da idam edildi. Sünniler de aynı zorluklarla karşı karşıya kaldı.

Bizdeki Şiilik, Sünnilik Arapların aksine aşırı değildir. Yani birbirimizle ilişkilerimiz daha düzgündür. Şiilik, Sünnilik yerine Türklük ve Türkçe sevgisi ortaya çıktı. Fakat bazıları Türkiye’nin ajanı olduğu, bazıları Türkmenlerin haklarını savunan partilere üye olduğu iddiasıyla hapse atıldı ve idam edildi. O dönem çok çileliydi. Türkçe kitaplar çarşıda bulunmazdı. Türkçe albümler yasaklanmıştı, kasetler sadece evlerde çalınabiliyor, çarşıda onlar da bulunmuyordu. Türklüğe karşı tam bir ambargo söz konusuydu.

1979 yılında ben Hukuk Fakültesinden mezun olduğum zaman tutuklandım. Nedeniyse Türklük sevgim ve 1967’de daha on yaşındayken Süleyman Demirel’in Irak ziyaretinde onu karşılayanlar ve yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, Yaşasın Türklük yazan pankartı tutanlar arasında olmamdı. Bunun için beni 8 ay cezaevinde tuttular. 1973’te Fahri Korutürk’ün Kerkük ziyaretiyle ilgili 6 ay tutuklu kaldım. En sonunda da 1979’dan 1996’ya kadar 17 sene hapis yattım. 17 senemi hep kitap okuyarak geçirdim. 1996 yılında Saddam’ın bazı mahkumları affettiği söylendi. Ben de o kapsamda serbest kaldım. Önce Kerkük’e gittim, daha sonra Erbil’e ve Türkiye’ye geldim. Türkiye’den de ABD’ye iltica ettim. Orada 7 sene kaldıktan sonra 2003’ün sonlarına doğru mücadeleye devam için Türkiye’ye geldim. Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) Türkiye Temsilciliğinde Halkla İlişkiler Müdürlüğü yaptım. Mayıs ayında da Türkiye Temsilcisi olarak göreve başladım.

Bugün Türkiye’deki Türkmenler’in en tepesindeki isim olarak yer alıyorsunuz. Türkiye’deki halk, Irak Türkmen Cephesinin amacı ve görevlerinin ne olduğunu pek bilmiyor. Bize bu konuda bilgi verebilir misiniz?

ITC, 1995’te kuruldu. Hemen ardından Türkiye’de bir temsilcilik açıldı. ITC’nin Türkiye Temsilciliğinin amacı Türkiye’deki Türkmen halkına hizmet etmektir. Irak Türkmen Cephesi’ne mensup olmasa da birçok dernek, vakıf vb. kuruluşlarla işbirliği içindeyiz. Hiçbir ayrım gözetmeksizin herkese kapımızı açtık. Ankara içinde ve dışında birçok faaliyete katıldık. Birincil amaç Türkiye’deki Türkmen siyasetinin yükseltilmesidir. Yani Türkiye’nin Irak politikasında Türkmenlerin daha fazla yer almasının sağlanmasıdır. Bir de Türkiye’de olan değerimizi kamuoyuna göstermek onlara bildirmektir. Türkmenlerin çektiği çileleri –Türkmen milletinin yaşadığı 18 ayrı katliam var – özellikle yayın organlarında göstermek de amaçlarımız arasındadır.

Bir de bunların yanında bizim “www.kerkuk.net” adresli bir sitemiz var. Her gün güncellenen bir site. 6 dilde ulaşılabiliyor. Bunların arasında İngilizce, Rusça, Almanca, Arapça, Farsça var. Türkmenlerin ve Türkiye’nin, Türk dünyasının gündemini bu siteden takip edebilirsiniz. Kitaplarımız yayınlandı. Ayrıca bülten ve dergi projelerimiz var. Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ya da 7 Ekim Milli bayramımızı kutladık.

Tek amacımız Türkiye’deki insanların bizi tanımasını bize yakınlaşmasını sağlamak. Onlar bize gelmese bile onlara gitmek. Başka dernekler kuruluşlar vakıflarla, mesela ORSAM bunlardan biri, işbirliği yapmaya devam edip faaliyetlerimizi yoğunlaştırmak bizim ana hedefimiz.

2003’ten günümüze kadar Türkmenlerin Irak’taki durumu neydi? Yani siyaset açısından nereye geldiler?

Saddam dönemini konuşmuştuk. Saddam dönemi 35 sene boyunca asimilasyon politikasını sürdüğü bir dönemdi. Dilin yozlaştırılması, köylerimizin yıkılması, sürgünler, hapis ve idamlar hep bu politikanın araçlarıydı. Son derce yoğun bir Araplaştırma faaliyeti söz konusuydu. Bence bu son dönem, Saddam döneminden pek de farklı değil. Örneğin 1991’de Altunköprü diye andığımız bir katliam gerçekleşmişti. Telafer’de birçok tutuklama olayı olmuştu. 2003’ten bugüne gelen döneme bakarsak; ABD “demokrasi getiriyoruz” diyordu fakat aslında sadece gözyaşı getirdi. 2004’ten 2007’ye kadar katliamlar durmadı. Geçenlerde Şerihan’da, Tuzhurmatu’da ve Tazehurmatu’da olan patlamalarda yaklaşık 500 şehit verdik. Yani Saddam gitti, yerine kopyası insanlar geldi.

Kerkük’ün demografisini değiştirmek için Kerkük’e yüz binlerce insan getirip yerleştirdiler. Yani Araplaştırma politikası yanında bir Kürtleştirme politikası ortaya çıktı. Tek fark, son dönemde bu politikayı gerçekleştirmek için “demokrasi”nin kullanılması. Bakarsanız; patlamalar, kaçırmalar, suikastlar gibi birçok olay hep Türkmen bölgelerinde gerçekleşiyor. Bunun amacı tabii ki Türkmenleri başka bir ülkeye gitmeleri için baskı altına almak. Görüyorsunuz, Türkmenlerden birçok insan Türkiye’ye ya da başka Avrupa devletlerine göç etti.

Kerkük’e baktığımız zaman, Saddam döneminde 600.000 nüfusluyken, son dönemde yaklaşık 750.000 nüfus arttığı görülüyor. Bu gelenlerin neredeyse hepsi Kürttür. Peki bu Kürtler nereden geliyor? Bir kısmı İran’dan, bir kısmı Türkiye’den, bir kısmı da Suriye’den geliyor. Çoğu da PKK mensubudur. Radyoları ve gazeteleri var Kerkük’te. Geçenlerde de Şorca dedikleri bir mahallede Türkiye karşıtı gösteri yaptılar. Yani sonuç olarak son dönem daha da kötü oldu. Katliamlar arttı. Erbil’de, Telafer’de, Tazehurmatu’da, Şerihan’da, olan patlamalarda birçok insanımız şehit oldu. Bunları yapanların kim olduğu açıklanmalı.

Demokrasi demişken en temel kavramlardan bir tanesi de seçimler. Irak’ta seçimlere yaklaşıyoruz. Amerikan işgalinden sonra ilk genel seçim 2005’te olmuştu. 2005’teki seçimlerden farklı olacak mı? 2010 Ocak’ında olacak seçim Irak’a ne getirecek? Türkmenlerin bu konudaki politikasına yönelik ne söyleyebilirsiniz? Nasıl bir tablo ortaya çıkar?

Geçmiş seçimlere baktığımız zaman, bambaşka hileler olduğunu biliyoruz. Süleymaniye, Duhok ve Erbil’den kamyonlarla insanlar geldi. Bu insanlar Kerkük’te oy kullandılar. Ama bence bu süreç öncekinden daha sağlam olacak. Çünkü Şii gruplar birbiriyle kaynaştı. Sünni gruplar da belirli topluluklar oluşturdu. Türkmenler de başka oluşumlarla katılacak. Daha önce olan hileler yüzünden Türkmenlerin sayısı belli olmamıştı. Bu seçimler yapılırken Türkiye’nin Türkmenlerin yanında olması çok önemli. Mesela geçenlerde Erbil’de bir seçim oldu. Uluslararası kuruluşlar tam olarak seçimlere müdahil olabilseydi, Türkmenlerin tam nüfusu ortaya çıkardı. Böyle olmadığından hilelere başvuruldu.

Türkmen partilerinin yanında biliyorsunuz ki Sünni ve Şii partiler de var. Yani Maliki’nin, Allavi’nin ya da Caferi’nin listesinden seçime giren Türkmenler de var. Türkmenler başka bir süreç içine girdiler. Bunun yanında Irak Türkmen Cephesi, Milli Türkmen Partisi, Adalet partisi de planlarını oluşturuyor. Irak’taki çeşitlilik Türkmenlere de yansımış gözüküyor. Türkmenler de ileri gelen Şii Arap partilerle ya da diğer İslami partilerle seçimlere katılıyor. Bu sefer farklı olacağını hissediyorum. Maliki çok tutulmasına rağmen Caferi de ön plana çıkabilir. Yalnız bence, Maliki daha fazla oy alacaktır. Irak’ta çok şey değişecektir. Bütün partilerin, kesimlerin, mezheplerin yer aldığı bir hükümet bekliyoruz.

Irak’taki siyasal süreçle beraber Amerika’nın Irak’tan çekilmesi de devam ediyor. Amerika’nın çekilmesinden sonra nasıl bir Irak bekliyorsunuz? Amerika sizce tamamen çekilecek mi yoksa güçlerinin bir bölümünü bırakacak mı? Bu sıralar biliyoruz ki patlama ve şiddet olayları artış gösterdi. Amerika sonrasında Irak eski günlerine mi dönecek yoksa daha mı iyi olacak sizce?

Bence Amerika’nın çekilmesi söz konusu değil. Yine kalacak. Şimdi de mesela Kuzey Irak’ta üs bırakmaya çalışıyor. Şu anda güçlü olan guruplar; Peşmerge, Kürtler, Şiiler hep Amerika’nın yanında bulundular. Bunlar güçlendikleri için Amerika’yla beraber halka zulmettiler. Amerika yarın öbür gün buradan çekilince ne olur diye hiç düşünmediler. Amerika bu şartlar altında Irak’tan %100 çekilirse ve güçlü bir hükümet olmazsa ülkede şiddet olayları artacak, hatta halk bir iç savaşın içine sürüklenme tehlikesine girecektir. Çünkü Amerika’nın yanında yer alan güçlere karşı halk içinde bir nefret ve düşmanlık duygusu oluştu.

Türkiye Irak politikası bakımından oldukça etkin bir süreç yaşıyor. Siz Türkiye’nin Irak politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence Türkiye’nin politikası yerinde bir politika. Iraktan valiler, aşiret reisleri, parti başkanlarıyla görüştüm. Hepsi Türkiye’nin orada olmasını istiyor. Samara’da konsolosluk açılmasını istiyorlar mesela. Türkiye’nin millet ya da din ayrımı yapmaksızın Irak’ın toprak bütünlüğünü savunuyor olması onlar için önemli. Savaşta sadece Türkmen yaralıları değil, Kürt ve Arap yaralıları da getirdi. Irak’ta hatta Ortadoğu’da Türkiye’nin ne kadar demokratik bir ülke olduğu anlaşıldı. Onun için Amerika çekildikten sonra Türkiye bölgedeki yerini alacak ve söz sahibi olacaktır.

Türkmenler için nasıl bir gelecek bekliyorsunuz? Türkmenler hak ettikleri yerlerini bulabilecekler mi, yoksa dediğiniz şartlar altında daha da geriye mi giderler?

Bu konuda ben yine Türkiye’ye dönmek istiyorum. Türkiye Türkmenlere ve politikalarına ilgi gösterirse ve Kuzey Irak politikasına yönelirse Türkmenler yerini bulacaktır. Türkmenlerin maddi değil manevi desteğe ihtiyacı vardır. Başka milletlere baktığımız zaman İsrail’den, Amerika’dan, Fransa’dan ve diğer Avrupa devletlerinden destek aldıklarını görüyoruz. Bizim yanımızda olan bir devlet varsa o da Türkiye’dir. Türkiye bize ne kadar yakın olursa ve hakkımızı savunursa, geleceğimiz o kadar parlak olacaktır. Zannedersem Türkiye’de bize önem vermesi gerektiğinin farkında; çünkü hükümet halk desteğini bize vereceği önemle arttırabiliyor. Türk halkı bize önem veriyor. Söylediğim gibi önümüzdeki seçimlerde Türkiye gözlemci olarak katılırsa bizim sayımız belli olacak ve parlamentoda temsil gücümüz artacaktır. Ben Türkiye’den umutluyum bu konuda.

Hem Türkiye’deki kamuoyuna hem Türkmenlere bir mesajınız var mı?

Türkiye’ye mesajım Irak’ta yaşayan yüce Türk milletine mensup insanlar olduğu ve onlara yardım etmenin kendilerine yarar sağlayacağıdır. Türkiye bizim ona olan sevgimize, bir medya organı aracılığıyla cevap verse bizim için inanılmaz bir moral olacak. Çünkü insanımızın buna çok ihtiyacı var. Başka bir ümidimiz de Telafer yolunun geldiği sınır kapısını Türkmenlerin kullanması. Çünkü İran sınır kapısı dahil tüm sınır kapılarından Barzani ve Talabani yararlanıyor ve ticaret yapıyor. Kerkük ve Türkmen bölgelerinde yatırımlar olmasını da umut ediyoruz.

Türkiye’deki Türkmenlerin temsilcisi olarak Türkmenlere bir mesajınız var mı?

Türkmenlere mesajım 2010’da yapılacak seçimlere katılmalarıdır. Seçimden sonra bir sayım da gerçekleştirilecek. İnsanlarımız Saddam döneminde baskı yüzünden Arap olduklarını yazdılar, işgalden sonra Kürt baskısı yüzünden Kürt yazdılar. Bu insanlarımız kendilerini Türk olarak yazsınlar.

Sayın Köprülü, değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ederim. kaynak: orsam.org.tr

Kerkük Feneri - www.kerkukfeneri.com

vendredi 7 mars 2008

Irak Türkleri özgür Basın ve Yayın izlemektedirler


Sadun KÖPRÜLÜ




Irak Türklerinin özgür tanıtım, Enformasyon, Basın Yayın mücadelesi 1990 yılından Erbil Türk şehrinde özgür demokrasini yansıtan, özgür bir enformasyon basın, yayın alanı oluşmuştur. Irak Türkmen Cephesinin, Türkmen partilerinin gazeteleri dergiler, sürekli olarak özgür olarak yayınlanmakla, bunun yanında çok sayıda Türkçe okurlarımız ve Türkmen Televizyonu, Radyosu vermiş olduğumuz Türk şehitlerimizin temiz kanlarıyla özgürcesine açılmıştır.

Her kes bir iletişim, bir birlik içinde olarak milletinizin haklarını, korkmadan çalışarak, yorularak savunmaktaydı. Kürtlerin her türlü baskısına rağmen, güç bizdeydi, birlik, beraberlik, milli mücadele, milli dava bizdeydi.

Saddam düştükten sonra durumlar dahada çok fazla değişmeye başladı. her türlü baskı engellere karşı, vermiş olduğumuz şehitlerle, bugün Türkmenelinde özgürce 24 saat yayın yapan Türkmeneli Radyo uydu Televizyonumuz bulunmaktadır. tüm saldırılara düşmanlara karşı, okullarımız, gazete, dergilerimiz gün ışığına çıkarak yayınlanmaktadır, uzun yıllardan kanlar, canlar vererek özgürce çalışmalarımızı sürdürerek, ölümden korkmadan, milli duygularla dolu milletimizin yararına, şehitlerimizle, tüm köy, ilçe, şehirlerimizle ilgili yazıları yazılarak, yiğit atılgan, kahraman erlerimiz gençlerimiz, yiğit ağabeylerimiz, onurlu korku bilmeyen kardeş bacılarımız, üzerlerine düşün büyük görevleri yerine getirmektedirler. Bunun yanında Şairlerimiz, Edebiyatçı, ses sanatkârlarımız, tarih, siyasi adamlarımız görevlerini, geceli, gündüzlü olarak, Türkmenelinin her yerinde, yerine getirmektedir, bedava olarak karşılık beklemeden, kendilerini paraya satmadan her bir alanda millet için görevlerini başararak önemli verimlerini milletimize sunmaktadırlar.

Basın, yayın, enformasyon, iletişim alanında dünyanın her yerinde, aydın kardeşlerimiz çalışmaları canlarıyla, kanlarıyla sürdürmektedirler. Bülten, gazete, dergi yayınlamaktadırlar. Ayrıca Türkiye ve dünyanın her yerinde, aydın değerli kan kardeşlerimiz, tarafından açılan Türkmen sitelerinin, büyük katkıları milletimiz için bulunmaktadır. Türkmen siyaseti alanında, bu siteler tarihimiz kültürümüzü tüm insanlara yansıtarak ulaştırmaktadır, tanıtmaktadırlar, tüm Avrupa, Amerika, Avusturya, Türkiye’de bulunan kan kardeşlerimizin katkı çalışmaları milletimizin değerini varlığını dünyaya, ve tüm Türk dünyasına yansıtmaktadır, ayrıca Türk kan kardeşlerimiz, Türk milliyetçi, Türkçü yazarlarımız her zaman olduğu gibi milli davamızı güzel yazılarıyla milli konularıyla yanımızda olduklarını tüm dünyaya bildirmektedirler, bu özgür Enformasyon, yayın, basın, iletişim alanında bir daha Türk milletinin büyük bir millet olduğunu tüm milletlere, dünyaya bildirmeye milli davamız, milli Türkçülük davamız canla, kanla, şehitlerimizin yolunda yürüyerek sürdüreceğiz.


http://bizturkmeniz.com/tr/index.htm


Land operation eased Iraqi Turkmens' concerns, says ITC

Friday, March 7, 2008

As the fallout from Turkey’s latest ground operation in northern Iraq stirred debate in Ankara between an unsatisfied opposition and the military, Iraqi Turkmens say the operation removed a feeling of abandonment among Iraq’s third-largest minority

Ankara-Turkish Daily News

Turkey's eight-day ground operation into northern Iraq to oust outlawed Kurdistan Workers' Party (PKK) terrorists from their hideouts alleviated Iraqi Turkmens' worries about their future, a representative of the Iraqi Turkmen Front (ITF) said at a conference in Hacettepe University yesterday.

“Turkey's ground operation in northern Iraq revived Turkmens' confidence in Turkey. We felt that we were not alone,” Sadun Köprülü, Turkey representative of the Iraqi Turkmen Front (ITC) said.

Köprülü stressed that while Arabs held power during the Saddam regime, the Kurds replaced them after the U.S. occupation in Iraq. “But the policies on the Turkmens, Iraq's third-largest ethnic group, have not changed and dirty tricks are still played in different ways including changing the demographic structure of Turkmen regions,” said Köprülü.

Köprülü emphasized Turkmens' unconditional faith in Turkey. However Köprülü was not completely satisfied with Ankara's attitude toward the region. “Turkey's policy on Iraq was better before 2003. I wish a small piece of the importance attached to Kurdish people had been attached to Iraqi Turkmens too,” said Köprülü.

He underlined that despite Turkey's refusal to cooperate with the United States at the beginning of the war in Iraq, Ankara's recent military operation in Iraq created “an atmosphere of hope” among Iraq's Turkmen population.

Köprülü also mentioned the collapse of the imaginary “Kurdistan” project and said, “in my opinion, this cross-border operation of the Turkish military has also terminated the imaginary Kurdistan state.”

Köprülü said even a tiny sign of support coming from Turkey encourages Iraqi Turkmens. “Turkey has a special place in the hearts of Turkmen people and we know that there are groups of Turkish people who support us.” He ended his speech by stressing that they defend Iraq's territorial integrity and they want to live in peace with different ethnic groups.

Dogan Daily News Inc.
http://www.turkishdailynews.com.tr/

Comment in Discussion Board

mardi 26 février 2008

Irak Türkmenleri, katliam endişesi yaşıyor


Irak Türkmen Cephesi Türkiye Enformasyon ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Avukat Sadun Köprülü, Türkiye'nin kara harekatını başlatmasından sonra Irak'ta yaşayan Türkmenlerin katliam tehdidi altında olduğunu söyledi.

Bir sivil toplum örgütünün düzenlediği "Kaybolan Kerkük" isimli konferansa davetli olarak Yalova'ya gelen Köprülü, CİHAN'a yaptığı açıklamada, kara harekatı nedeniyle Irak'ta yaşayan Türkmenler'de katliam edilme endişesi olduğunu söyledi. Avukat Sadun Köprülü, "Hava harekatı yapıldığı zaman PKK ve Peşmergeler,Türkmen bölgelerine broşürlerle katliam yapma tehditinde bulundular" dedi.

Kara harekatının Türkiye'nin güvenliği için çok önemli olduğunu söyleyen Köprülü, "Türkiye'nin yaptığı kara harekatı Kuzey Irak'ta yerleşen PKK'nın Türkiye'deki eylemlerini durduracaktır." şeklinde konuştu. Türkiye'nin Kuzey Irak'tan kaçan PKK'lıların Irak devletine sığınmaları konusunda Talabani'ye karşı uyarılarda bulunmasına da değinen Avukat Sadun Köprülü, PKK ile Peşmergelerin iç içe yaşadığını değinerek, şunları söyledi: "Barzani, PKK'ya kucak açtı ve maddi destek verdi. Irak'ta yaşayan Türkmenler olarak bu zamana kadar yapılan baskılar ve katliamlara karşı bir güvence verilmesini istiyoruz.

Irak'ta yaşayan Türkmenlerin Birleşmiş Milletler'in verdiği güvencenin yanında Türkiye'den de güvence verilmesini istiyoruz. Sadece Türk olduğumuzdan dolayı çok zor günler yaşıyoruz." Irak'ta yaşayan Türkmenler olarak baskılara ve katliamlara maruz kaldıklarını belirten Köprülü, "Irak'ta yaşayan Türkmenlere Türk hükümeti ve Türk medyası tarafından destek çıkılması ve yaşanan katliamların dünya gündeme getirilmesi gerekir" dedi.

Irak'ın kuzeyindeki Habur sınır kapısına da değinen Sadun Köprülü, "Habur sınır kapısından en çok yararlanan Barzani'dir. Türkler hiçbir zaman Habur'dan yararlanmadı. Türkmenler olarak Türkiye'den isteğimiz Habur'dan başka Oba köyünden de bir kapı açılmasıdır. Çünkü Türkmenler Habur sınır kapısından geçtiği zaman işkenceye maruz kalıyor. Evlerine gidene kadar 10'dan fazla kontrol noktasından geçiyorlar. Ellerinde Türkçe CD ve kitap bulunan Türkmenler yargılanıp bilinmeyen bir yerlere götürülüyorlar" diye konuştu.

"Atatürk olsaydı Irak Türkmenlerinin durumu böyle olmazdı" diyen Sadun Köprülü, "Atatürk eğer sağ olsaydı Hatay meselesinde olduğu gibi Musul ve Kerkük'ü söz verdiği gibi Türkiye topraklarına katacaktı. Bizler de Hatay gibi Türkiye'ye bağlı, Türkiye'den bir parça olurduk. Bu da bize büyük bir mutluluk verirdi" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin Irak'ta yaşayan Türklere destek vermesi, yanlarında olmasını isteyen Köprülü, "Çünkü bizler de sizlerin bir parçasıyız, bizler de Irak'ta Türkleri temsil etmekteyiz. Türkiye'nin bizim çektiğimiz çilelere cevap vermesini istiyoruz. Bizim yanımızda olması, bizimle beraber olması yeterlidir" şeklinde sözlerini tamamladı.

cihan