lundi 28 février 2011

Freedom of expression worst days in Iraq


Freedom of expression worst days in Iraq
by Wamith Al-Kassab (Iraq)
February 27, 2011

A number of Iraqi journalists, who were detained during their coverage of the mass demonstrations that took place in central Baghdad’s al-Tahrir Square last Friday, will sue against the official and executive departments, which arrested them in a campaign against the journalists and the press, pointing out in a news conference in Baghdad on Saturday that "freedom of expression is facing one of its worst days in Iraq nowadays."

A number of journalists told the news conference that they were exposed for detention and beating during the Friday’s demonstration, decided to raise a judicial case against the executive authority and the Commander-in-Chief of the Armed Forces (Prime Minister, Nouri al-Maliki), due to what they described as "violations against journalists during their coverage for the Friday demonstration."

"The detentions took place without an official decision and without the announcement by the military party that decided to arrest them, whilst some of them were beaten during their detention and investigation," they said.

The Writer, Hadi al-Mahdi, told the news conference that his slogan during the demonstration had been concentrating on the peaceful nature of the demonstration, along with confirmation for reforming the system and not the downfall of the regime, but despite that, he said he was arrested and beaten.
Mahdi spoke in detail about his exposure, together with his colleagues, for detention and torture, under charges that he had been a member of Iraq’s former ruling Baath Party, whilst he had been an immigrant in Denmark, for which he escaped away from the Baathist regime.

Journalist Saif al-Khayat told the news conference he was also tortured, whilst he was about to get crashed by a police car, when he tried to help one of the wounded demonstrators, whilst Journalist, Husam al-Sarai, said he was arrested together with three of his colleagues, expressing fear that Iraq might change into "a police state."

Meanwhile, the news conference listened to a statement by the journalists, who described the campaign against reporters as "violation for the freedom of expression, guaranteed by the Iraqi Constitution, which reiterated that "the freedom of expression in Iraq is facing one of its worst days."

The statement pointed out that "the incidents that took place during Feb.
25th and the days that preceded it, have discovered the fact that the political authorities have treated the demonstrations in such a cruel security way, whilst a statement by Prime Minister, Nouri al-Maliki, described the Friday demonstration a day before its scheduled time as "having been pushed by al-Qaeda, the Baath and terrorist forces."

"The press had been a basic target for a campaign against freedoms, that was preceded by assaults before Feb.
25th, against a number of press institutions, confiscation of their equipments and preventing their live television coverage for the demonstrations, along with a campain of detentions against the journalists, who covered the demonstration," the statement said.

It said that "a number of Hummer military vehicles had stopped in front of a restaurant in Baghdad’s Karrada area, about 05:00 pm on Feb.
25th, out of which a number of army men of Intelligence Division 11, entered the restaurant and began to insult and beat by hands, feet and rifles, on four young reporters, who were taking their meal, and then they dragged them into the Hummers, drove them to the Division’s HQ, where they were tortured and forced to sign papers, denying their torture and promising not to share in any 'mob acts.’

"The attacks aim at undermining the freedom of expression in general, and the press and journalists in special, thing that represents a major blow for one of the platforms of democracy, because the freedom of expression is the main platform for all principles, stemming from democracy," the statement said.

In conclusion, the statement quoted the journalists, "concerned with the rights of people," as asking: "If lights have protected us a little bit; how about those people, who have nobody, but God Almighty?, pointing out that "this is the first time in Iraq’s modern history that people take to the streets in a "festival reflecting the freedom of expression, that was poisoned by the Iraqi authorities that treated it with harsh charges and horrible police measures."

To see a video of the attacks against media in the demonstrations watch the link,the camera man shouts: I am press, press, press, as they beat him.


Wamith al-kassab
@gmail.com
www.iraqistreets.com

vendredi 25 février 2011

Bildiri: ITC bayrağı taşıyan siteler



Bildiri: ITC bayrağı taşıyan siteler

Bildiri www.kerkuk.net , Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) tek resmi sitesidir. Irak Türkmen Cephesi’ne ait başka resmi web sitesi yoktur. www.kerkuk.net sitesi haricinde ITC bayrağı taşıyan siteler, bunu ITC’nin bilgisi dışında izinsiz olarak yapmaktadır. Bahsi geçen sitelerin ITC ile bir irtibatı ve ilgisi yoktur. Mezkûr sitelerde çıkan ITC ile ilgili haber ve bilgilere itibar edilememelidir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.


Dr. Hicran Kazancı

Irak Türkmen Cephesi

Türkiye Temsilcisi

Türkmeneli Vatanımız...



Türkmeneli Vatanımız…

Editör’den



Lisede olduğum yıllarda rahmetli Remzi Oğuz Arık’ın “Coğrafyadan Vatana” adlı eserini okumuştum. Bu eserin hem başlığı, hem de içeriği beni etkileyen kitaplardan biriydi. Kitaptaki yazılar, coğrafya dediğimiz toprak parçasına anlam kazandıran unsurların neler olduğunu dile getiriyordu.



Bu unsurlara göre vatan kavramı üzerinde sürekli düşünen biri olarak, ömür boyu bakışımı zenginleştirmeğe çalıştım. Hatta günümüze kadar bu hususta, haddim olmayarak öğrencilere yönelik seminer programları yaptım ve yapmağa devam ediyorum.



O zaman anladım ki her toplum yaşadığı coğrafyada vatan bilincine vardığı zaman, o coğrafya o toplum için büyük anlam kazanır. Böylece yaşanan o toprak parçası, kuru bir coğrafya olmaktan çıkar ve vatan denen aziz bir varlık olur.



Bunları neden anlatmak ihtiyacını duydum dersiniz? Sebebini açıklayayım: Bizim topluma, yani Irak Türkmenlerine yüce Allah, adına Türkmeneli dediğimiz topraklarda yaşamayı nasip etmiştir. Bu bizim kısmetimiz, kaderimiz, alın yazımız… Bu topraklar üzerinde bin yıldan beri varlık gösteriyoruz. Acı, tatlı, sevinçli, felaketli, üzüntülü, ferahlı yıllarımız olmuştur. Ölmüşüz, öldürülmüşüz, öldürmüşüz; vatanımızı, topraklarımızı, ırzımızı, namusumuzu korumuşuz. Şerefimize leke sürülmesine izin vermemişiz. Ezilmişiz, belki horlanmışız, yokluk ve yoksulluk çekmişiz ama başımız dik, alnımız açık yaşamışız. Varlığımızla, dilimizle ve onurumuzla bugünlere gelmişiz.



Bizim vatan sevgimiz, bizim millet aşkımız, bizim yurt sevdamız dağlarcadır belki. Ancak çoğu zaman yaşadığımız coğrafyanın anlamını ifade edemiyoruz. Kendi coğrafyamız olan vatanımız Türkmeneli üzerine hayal kuramıyoruz. Hayal kuramadığımız için, geleceğimizi inşa etmek yolunda proje de üretemiyoruz. Ufkumuz kapanık, gözümüz bulanık, çevremiz fesat dolu ve herkesin eli kirli çamaşırlar içinde… Dostluklar ve dava arkadaşlıkları rafa kaldırılmış, kimse birbirini sevmiyor.



Biz milliyetçiyiz, ama başka milletlere de nefret duymayız. Hiçbir bir millet ve toplumu da aşağı görmeyiz. Vatanımızı, yaşadığımız toprakları severiz, her şeyden de çok milletimizi evet Türkmenleri severiz… Bir Türkmen’in parmağının incinmesi, bizim kalbimizi kanatır. Bunu diyebilmek güzel de, bu duyguları yaşamak esastır.



Bir zamanlar vatan, millet, Sakarya diye bu ulvî duygulara alay edenleri; bizim karnımız böyle şeylere toktur diyenleri de biliriz. Menfaatleri uğruna vatan-millet toplantılarının ön sıralarında oturmak için, işi pişkinliğe vuranları da çok görmüşüz ve iyi tanırız. İşin en güzel tarafı bunları bizim Türkmen toplumu da çok iyi bilir ve tanır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.Bin yılı aşkın bir zamandan beri Türkmen toplumu, yaşadığımız bu topraklarda var olan, yaşayan, ayakta duran insanlar bizim kardeşimizdir. Bin yıl boyunca bu topraklarda olup biten her şey, bin yıl boyunca bu topraklar üzerindeki maceramız, iyi tarafı ve kötü tarafıyla bizim tarihimizdir. Bu tarih şeref ve şan ile doludur. Bu tarihî macera bir bütündür ve geçmişimizdir. Tarihimizde bize ihanet edenleri, bizi arkadan vuranları biliriz ve iyi tanırız. Allah’a şükürler olsun ki, bugüne kadar kimseyi arkadan vurmamışız. Tarih sayfalarında Türkmenlerin ihanetini zikreden bir tek kelime yer almamıştır. Çok şükür tarihimizde utanılacak bir lekeli sayfamız yoktur.



Bizim vatan ve millet anlayışımızın ne olduğunu merak edenler için de açıklamak isteriz. Vatanımız Türkmeneli, Telafer’den ta Mendeli’ye kadar uzanır. Efkenni, Şeyh İbrahim, Reşidiye, Selamiye, Karakoyunlu, Karayatağ, Şennif, Gökçeli, Nebi Yunus bizim için vatandır… Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tazehurmatu, Kümbetler, Yayçı, Tirkâlan, Leylan, Tercil, Beşir, Çardağlı bizim vatanımız. Tavuk, İmam Zeynelabidin, Tuzhurmatu, Kifri, Amirli, Bastamlı, Yengice, Karanaz, Çardağlı, Muratlı (Süleymanbeg) ve bütün Bayat köyleri mukaddes vatanımızdır. Hanekîn, Karatepe, Kazaniye, Mendeli ve Aziziye vatanımızın hayırlı ve bereketli vatan topraklarıdır.



Bu coğrafyada yer alan dağlarımız, akarsularımız, yeşil ovalarımız bizim vatanımızdır. Türkmeneli’yi anavatan Türkiye’ye bağlayan Karaçuğ dağları, mor dumanlı Himrin dağları bizimdir. Dicle nehri, Zap suyu, Telafer’de Subaşı, Hasa Çayı, Aksu gözyaşlarımız kadar azizdir.



Telafer Kalesi, Erbil Kalesi, Kerkük Kalesi bizim vatanımızdır. Musul’un Ulu Camisi, Erbil’in Çöl Minaresi, Kerkük’ün Danyal Peygamberi, Tavuk’un Minaresi göğe doğru yükselen vatanımızın nişaneleridir. Sultan Saki, Yel İmamı, İmam Kasım, İmam Ahmet, Ocağ Tepesi, Hernüklü İmam vatanımızın ziyaretgâhlarıdır. Kerkük Kışlası, Topkapı, Yedikızlar, Kayseri, Nakışlı Minare, Helvacılar, Korya Bazarı, Cırıt Meydanı, Molla Kavun Camii vatanımızın adresleridir.



Destanlarımız, efsanelerimiz, hikâye ve atasözlerimiz vatanımızın sınırlarıdır. Vatanımız Kaçakaç destanı, Arzu-Kamber hikâyesi, Title-Bitle masalıdır. Biz vatanımızda türkülerimizle, hoyratlarımızla yaşarız. Yüreğimiz, dileklerimiz, düşünce dünyamız, gülmemiz, ağlamamız, kısaca kimliğimiz türkülerimizde saklıdır. Telafer’in Yırları, Erbil’in Kerem’i, Kerkük’ün Divanı, Tuzhurmatu’nun Kızıl’ı Matarı’sı bizim sınır taşlarımızdır. Baba bugün, bile yoldaş, kurban gene vatanımızın dilidir.



Vatanımız Rıza Abbo’dur, Şahaba’dır, Hacı Cemil Kapkapçı’dır, Erbilli Haydar’dır, Molla Taha’dır, Osman Teplebaş’tır, Mustafa Kalayı, Reşit Küle Rıza, İzzettin Nimet, Mustafa İlik, Abdülvahit Küzecioğlu, Abdurrahman Kızılay’dır. Şükür Hayara’dır, Malallah’tır, Topal Rıza, Molla Ali Merdan Miye’dir.



Vatanımızın baş tacı Fuzûlî’dir, Garibî’dir, Şeyh Fâiz’dir, Abdullah Safi’dir, Yakup Ağa’dır, Abdurrazzak Ağa’dır, Dede Hicrî, Mehmed Sadık, Reşit Akif, Esat Naip, Nazım Refik Koçak’tır, Ata Terzibaşı’dır.



Vatanımız Musalla Kabristanı, Şehitler Mezarlığıdır. Sıra dağlar gibi vatanımızı bekleyen şehitlerimizin şanıdır. Ata Hayrullah’dır, İhsan’dır, Cahit’tir, Avcı Kardeşlerdir, Cihat-Nihat Emel’dir. Abdullah Abdurrahman’dır, Nejdet Koçak’tır, Rıza Demirci’dir, Adil Şerif’tir; Halit Akkoyunlu, Mehmet Korkmaz, Yaşar Mehdi, Mehmet Reşit’tir. Mukaddes kitabımız Kuran’ımız, Hazret-i Peygamberimiz, mevlidimiz, tenzilelerimiz, ilahîlerimiz bizim vatanımızdır. Cennette şefaat dileklerimizin güvencesi vatana olan bağlılığımız ve sevgimizdir.



Amma da uzattın ha, demeyin lütfen. Saymakla tükenmeyecek kadar vatanımızın vazgeçilmezleri vardır. Ben saymaktan yoruldum, siz okumaktan yoruldunuz biliyorum. Sayamadıklarımız için ne olur kimse bana gönül koymasın. Bir iki cümle daha söylemek isterim.



Vatanımız Türkmeneli… Türkmeneli Vatanımız… Dostumuz var, düşmanımız var… Düşmanlar bildiğini eyler, ancak bizi dostlarımızın davranışları ve izleyecekleri yol yakından ilgilendirir. Yaptıkları hatalar hepimize zarar verir. Daha önce yapıldığı gibi bizlere çok zaman kaybettiren yanlış politikaların acısını çekmişiz; bunların tekrarından endişe ederiz.



Bizim topraklarımıza göz koyanlarla işbirliği yapmak, onların politikalarına destek vermek bizi yaralar, bizi incitir. Bundan üzüntü duyarız da fazla belli etmeyiz. Fikrimiz sorulduğu zaman da doğru bildiğimizi söyleriz. Ancak gözyaşımızı içimize akıtırız da açığa vurmayız. Duruşumuz yine dik olur.



Vatanımız Türkmeneli’yi ziyarete niyetlenen Türkiyeli konuklarımızı bekledik; bize şeref verecek olan siyasî büyüklerimizi karşılamak için yollara döküldük. Gözümüz yollarda kaldı. Gelmediler, gelemediler. Canları sağ olsun…



Onları yönlendirenler mi engelledi, önemli işleri mi çıktı, bilemem. Rivayet ve dedikodu üzerine yorum yapmak da, bizim millî terbiyemize uygun düşmez. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkmeneli’yi ziyaret etseler de, etmeseler de, Türkmenlerin Anavatan Türkiye’ye karşı olan sevgi ve saygıları eksilmez. Canları sağ olsun…



Vatanımız Türkmeneli’yi ziyaret etseler, ne kadar sevildiklerini, Türkmenlerin onları nasıl bağrına bastıklarını göreceklerdir. Gelmeseler de yine canları sağ olsun…



Biz yüz yıllardan beri vatanımız Türkmeneli’ndeyiz. Önümüzde daha nice yüz yıllar var. Her zaman bekleriz. Siz bizi unutsanız da, biz sizi unutmayız. Bizim sevgimiz geçici değil, ölünceyedir… Binlerce Türkmen bu sevda ile ömrünü tüketmiştir ve niceleri daha tüketmeye devam edeceklerdir. Yeter ki sizin canlarınız sağ olsun…



Evet, Türkmeneli vatanımızdır. Yalnız da, sahipsiz de kalsak, Allah’tan başka kimseden yoktur korkumuz. Çünkü biz: Baş eğmeyiz edâniye dünya-yı dûn içünAllah’adır tevekkülümüz i‘timâdımızdiyen Bakî’nin torunlarıyız.



Kaynak: Kardaşlık 49. sayı

jeudi 24 février 2011

Amnesty International: Authorities in Iraq urged to allow peaceful protests

AI : AUTHORITIES IN IRAQ URGED TO ALLOW PEACEFUL PROTESTS

AMNESTY INTERNATIONAL PUBLIC STATEMENT
Date: 24 February 2011
AUTHORITIES IN IRAQ URGED TO ALLOW PEACEFUL PROTESTS

Amnesty International has called on the Iraqi government and the authorities governing the northern Kurdistan region to allow peaceful protests and rein in their security forces ahead of nationwide demonstrations called for tomorrow, Friday, by groups calling for an end to corruption and better government services.

The organization made this call after Iraqi and Kurdish security forces were reported to have used excessive force against protests inspired by the events in Tunisia and Egypt in several parts of Iraq, including the Kurdistan region, leading to at least six deaths. In Baghdad, one activist involved in organizing a peaceful anti-corruption demonstration on 14 February, was detained and held at an unknown place for five days. There, Oday Alzaidy says, he was tortured with electric shocks.

Amnesty International urges the Iraqi and Kurdish authorities to ensure that excessive force is not used against protestors and, given the latest reports of abuses against detainees, to take concrete steps to end the pattern of torture that has so long persisted in Iraq.

Since the first demonstration on 14 February in Baghdad there have been spreading protests across Iraq by people calling for an end to corruption and for better public services, such as water and electricity supplies and other basic needs.

On 16 February three people were reported to have been killed and dozens injured when security forces opened fire on protesters in the city of Kut in Wasit governorate. There the protestors came onto the streets to demand an end to corruption and better services.

On 23 February, security forces raided the offices of the Journalistic Freedoms Observatory, a Baghdad-based NGO, after it called for a demonstration tomorrow in support of "free speech and media freedom".

In the northern Kurdistan region, three semi-autonomous provinces ruled by a coalition of Iraq’s two main Kurdish parties, a 15-year-old boy was among three people killed by armed militia of one of those parties, the Kurdistan Democratic Party (KDP), in Sulaimaniya. Again, the protestors were demanding an end to corruption, said to be rife in the Kurdistan Region of Iraq.

There have also been attacks on the media – the headquarters of a newly established TV and radio station were burnt down - and further demonstrations took place in Suleimaniya on 23 February. This remained peaceful, despite a large security forces presence, after members of local NGOs known collectively as the White Group stood up between the army and the protestors and offered flowers to the soldiers.

ENDS/Public DocumentInternational Secretariat, Amnesty International, 1 Easton St., London WC1X 0DW, UK www.amnesty.org

ا


لعدد 237
التاريخ : 23 شباط 2011
الموضوع بيان


الجبهة التركمانية العراقية تطالب جماهيرها بالهدوء و توخي الحيطة و الحذر


استادا الى الاجتماع الموسع الذي عقدته رئاسة الجبهة التركمانية العراقية مع مسؤلي مكاتبها في كركوك و مسؤولي منظمات المجتمع المدني التركمانية في الساعة العاشرة من صباح الأربعاء 23 شباط و استمرت لأربع ساعات لمناقشة الأوضاع في العراق عامة و كركوك خاصة، اصدرت البيان التالي
تؤكد الجبهة التركمانية العراقية بأنها كانت و ما تزال ضد الفساد الذي يحاول القضاء على مفاصل الدولة و انها تستمر في مطالبتها بتعديل الدستور الذي يعمق الطائفية و المحاصصة و ملغوم بمواد قد تؤدي الى تقسيم العراق، و تؤكد بأنها طالبت و تطالب بحكومة قوية لأهميتها و ضرورتها لبناء دولة حديثة و البدء باعمار حقيقي، و بأنها طالبت و تطالب بتوفير الخدمات العامة و التي تشكل حقوقا اساسية للمواطن و من بينها فتح باب التعيين للعاطلين عن العمل او البدء بمشاريع تستوعب هؤلاء العاطلين للتقليل من مستوى الفقر و نسبة الذين يقبعون تحت خط الفقر، و بأنها استمرت تقف الى جانب المواطن الصابر الذي ينادي بعراق قوي و موحد ارضا و شعبا و مستقر و آمن
لكنها تؤكد في الوقت نفسه ان العمل على استقرار العراق لا يعني القيام بممارسات قد تؤدي الى عدم الاستقرار
و لأن الوضع في كركوك خاصة يختلف عن المحافظات العراقية و تعاني من انعدام الأمن و الأمان و ، لذا فان الجبهة التركمانية العراقية تطالب قاعدتها الجماهيرية بالهدوء و توخي الحيطة و الحذر


الجبهة التركمانية العراقية - الدائرة الإعلامية
ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ

العنوان: كركوك- طريق بغداد-
قرب بناية المحافظة




Adres:Kerkük. Bağdat yolu. Valilik binası yanında
media@yahoo.com
Itc_media@yahoo.com

الجبهة التركمانية العراقية تنفي ادعاءات أكراد الحزبين و تعتبرها تهديدا علنيا




العدد 238
التاريخ : 24 شباط 2011
الموضوع بيان

الجبهة التركمانية العراقية تنفي ادعاءات أكراد الحزبين و تعتبرها تهديدا علنيا


بدءا تؤكد الجبهة التركمانية العراقية بأن النواب الأكراد عن كركوك في مجلس النواب لا يمثلون اهالي كركوك كلهم و لا يحق لهم ان يصدروا بيانات او يعقدوا مؤتمرات صحفية باسم اهالي كركوك، و هم لا يمثلون كل الأكراد ايضا، انما يمثلون اكراد الحزبين الكرديين المهيمنين على مقدرات الشمال العراقي و كركوك. و استنادا الى البيان الصادر عن المؤتمر الصحفي الذي عقده النواب خالد شواني و نجم الدين كريم و ليلى حسن و المنشور على المواقع الكردية هذا اليوم الخميس 24 شباط، و الذي يدعي " الكشف عن مخطط للشوفينين يستهدف تخريب الوضع في كركوك" و اشاروا الى الجبهة التركمانية العراقية كجهة (متطرفة). و نقل البيان عن خالد شواني بأن هذه " الجهات ( و يقصد الجبهة التركمانية العراقية و المجلس السياسي العربي) تحاول تحقيق اهداف سياسية عن طريق التظاهرة، مثل طرد الأسايش و الضباط الأكراد من شرطة كركوك و بالتالي محو الادارة الكردية من المحافظة. و ان هؤلاء يريدون عن طريق التظاهرة الهجوم على المؤسسات الحكومية و الامنية و الخدمية في كركوك! و ان ما يريد الشوفينيون القيام به يوم الجمعة مخالف للدستور و محاولة لمحو الادارة الكردية في كركوك و نحن لن نقبل بذلك". و استنادا الى ما سبق، فأن الجبهة التركمانية العراقية ترى في هذا البيان تهديدا واضحا و انها تحمل النواب الذين وردت اسماءهم و حزبيهما مسؤولية اية اعمال عنف ستستهدف المواطنين التركمان و المقرات الحزبية التركمانية و الدوائر الرسمية و المنازل الآمنة و تؤكد انها لن تقبل بتمرير مخطط ابعاد المشاكل بين الأحزاب الكردية و افرازات مظاهرات السليمانية الى كركوك في محاولة لابعاد وسائل الاعلام عن هذه المشاكل الداخلية الكردية- الكردية و تؤكد ان وجود عناصر الأسايش و البيشمركة غير قانوني و غير دستوري في كركوك و ان قضية كركوك المختلقة سيحلها القانون و الوثائق التاريخية و تعديل الدستور. و تؤكد الجبهة التركمانية العراقية بأنها تحتفظ بحقها القانوني في الرد على النواب الذين وردت اسماؤهم قضائيا


ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ


Adres:Kerkük. Bağdat yolu. Valilik binası yanında
media@yahoo.com
Itc_media@yahoo.com

mardi 22 février 2011

Demonstrators in Suleymaniya Northern Iraq chanting Freedom, Change and Go Barzani!

Kurds take fight to London embassy

"The British and US government want to present the KRG as a success to legitimise their wars, but here is the reality. There is rising unemployment, the government has no respect for women's rights or workers' rights. People are angry,"

http://www.morningstaronline.co.uk/index.php/news/content/view/full/101398
Monday 21 February 2011
by Louise Nousratpour

Dozens of solidarity activists protested outside the Kurdish Regional Government (KRG) in London today following the recent killing of demonstrators in Iraqi Kurdistan.
The rally ended a 48-hour protest triggered by the tragic events in Iraq's semi-autonomous Kurdistan region last Thursday.

According to latest reports, up to nine people were killed and dozens injured when the ruling Kurdistan Democratic Party (KDP) opened fire on hundreds of demonstrators who were barricading its premises in Sulaimaniyah and demanding democratic reform.
Inspired by revolutionary events in countries across the Middle East, the protesters wanted an end to government corruption and mass unemployment.

Organisers of today's protest in London warned that the KDP had increased the presence of armed militia in all cities across Kurdistan.

Dashty Jamal of Freedom Umbrella - a coalition of British-based Kurdish organisations and supporters - called on the KRG to release all those arrested during last Thursday's demonstrations and bring the militia responsible for the killings to justice.

"The British and US government want to present the KRG as a success to legitimise their wars, but here is the reality. There is rising unemployment, the government has no respect for women's rights or workers' rights. People are angry," he said.

"Protests have since spread across Iraqi Kurdistan as people call for increased freedom and civil liberties, jobs and an end to political corruption," he said.

"The ruling parties have responded to this by increasing the presence of armed militia in cities

and shooting on more demonstrators and arresting activists."
Refering to KDP rule since 1991, Mr Jamal added: "People in Kurdistan are fed up with 20 years of military dictatorship."
louise@peoples-press.com