lundi 2 décembre 2013

ITC Avrupa Birliği Temsilcisi, Dr Hassan Aydınlı, Irak Türkmenlerine yapılan İnsan Hakları ve mülkiyet hakkı ihlallerinin Avrupa Parlamentosunda tartışmasını ve durumun Türkmenler lehine düzeltilmesi yönünde Irak Hükümetine baskı yapılması için girişimlerde bulunmuştur.


Barbara Lochbihler, AP'nun Insan Hakları Komitesi Başkanı 
 Struan Stevenson, AP'nun Irak ile İlişkiler Delegasyon Başkanı
Marino Busdachin, UNPO Genel Sekreteri.

 Dr Hassan Aydinli ve Barbara Lochbihler hanımefendi AP'nun Insan Hakları Komitesi Başkanı

sağdan sola :Metin Kazak AP'nun İnsan Hakları Komitesi Başkan Yardımcısı
Dr Hassan Aydınlı ITC Avrupa Birliği Temsilcisi
Tunne Kelam AP'nun Dişişleri Komisyon üyesi



ITC Avrupa Birliği Temsilcisi, Dr Hassan Aydınlı,
Irak Türkmenlerine yapılan İnsan Hakları ve mülkiyet hakkı ihlallerinin Avrupa Parlamentosunda tartışmasını ve durumun Türkmenler lehine düzeltilmesi yönünde Irak Hükümetine baskı yapılması için girişimlerde bulunmuştur.

Belçika Brüksel’de konuşlanmış Türkmen Cephesi  Avrupa Birliği Temsilcisi olarak, 2003 ten beri Irak Türkmenlerinin sorunlarının Avrupa Birliği ülkeleri delegasyonlarınca daha iyi anlaşılması için gerekli kulis faaliyetleri, konferanslar ve müzakereler düzenlemekteyiz. Birleşmiş Milletlerin İnsan Hakları Komisyonu gibi ilgili birimlerinin de bu faaliyetlerimize katkıda bulunmalarını sağlamaktayız.

Gerektiğinde; Belçika Dışişleri Bakanlığı, ve Avrupa Birliği Parlamentosu başkanı, Dışişleri komisyonu Başkanı ve üyeleri, Dışişleri komisyonu İnsan Hakları Alt Komitesi Başkanı ve üyeleri,  ve Irak ile İlişkiler Delegasyonu Başkanı ve üyeleri ile doğrudan görüşmeler yaparak Irak Türkmenlerine yapılan haksızlıkları ve mezalimi anlatmaktayız.

Ayrıca; UNPO (Temsil edilmeyen Uluslar ve İnsanlar Organizasyonu), HRWF (Sınırsız İnsan Hakları organizasyonu) IILHR (Uluslararası kanun ve İnsan Hakları), MRGI (Uluslararası Azınlık Grupların Hakları), ve DÜTAP(Dünya Türkleri Avrupa Platformu gibi kurulumlarla da yakın ilişkilerde bulunarak destek ve katkılarını sağlamaktayız. 

Irak Türkmenlerinin karşılaşmakta oldukları zorluklar ve yapılan insan hakları ihlalleri Avrupa Parlamentosu Dışişleri ve İnsan Hakları komisyonu ile değişik tarihlerde yaptığımız toplantılar ve yazışmalarda ayrıntılı olarak görüşülmüştü.

Aynı sorunlar UNPO Genel Sekreteri Marino Busdachin, ve UNPO Brüksel Ofis müdürü Maud Vanwalleghem ile de görüşüldükten sonra UNPO Genel Sekreteri Marino Busdachin’nin Avrupa Parlamentosu’nun Dışişleri Komisyonu İnsan Hakları Alt Komitesi tarafından 27 Kasım 2013 özel oturumunda bir Uzman Konuşması yapmak üzere davet edilmesi kararlaştırılmıştı.
Marino Busdachin daha önce İngilizcesini sizlere gönderdiğim şimdi de Türkçe tercümesini aşağıda sunduğum, ve tamamı bizim kendisine önceden verdiğimiz bilgileri içeren, uzman konuşmasını yapmıştır.

Ayrıca; toplantı sırasında katılımcılara dağıtılan, ve tamamı taframızdan sağlanan bilgileri içeren,  “The Turkmen Reality in Iraq” başlıklı sunum (bilgilendirme) notunun Türkçe tercümesini de kısa zamanda size göndereceğimi bildirmek isterim. 

Saygılarımızla

ITC Avrupa Birliği Temsilciliği
Brüksel - Belçika


-------------------------------------------------------------------------------------------------
  

Avrupa Parlamentosu Duyumunda ki Irak Türkmenleri Hakkında UNPO Uzman Konuşması

UNPO Genel Sekreteri, Bay Marino Busdachin, Avrupa Parlamentosu'nda Irakta ki mevcut etnik ve dinsel azınlıklar hakkında özellikle Irak Türkmenlerine odaklı bir konuşma sunmak için davet edilmiştir. Bu duyum İnsan Hakları Alt Komitesi ve Irak ile İlişkiler Delegasyonu tarafından düzenleşmiştir.

Bay Busdachin'in kousmasi:

Hanım ve Beyefındiler

Öncelikle ve içtenlikle, UNPO'yu Irak'ta insan hakları ve azınlıkların durumunun çözümlenmesi hakkında güncel bilgilendirme amacıyla tekrar davet ettikleri için, Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komitesi ve Irak ile İlişkiler Delegasyonu'na teşekkür etmek isterim.   

Hali hazırda ki durumlarının gerçekten tehlike arz etmesi ve hedeflenmiş/tahsisli bir yardıma ihtiyaç duyulması nedeniyle Irak Türkmenlerinin durumlarına özellikle vurgu yapmam istendi.

Irak Türkmenleri, 3 milyonluk nüfuslarıyla, Irak'ta ki üçüncü büyük toplumu oluşturmaktadırlar. Bilhassa Irak'ın kuzeyinde ve Otonom Kürt Bölgesinde toplanmışlardır. Irak Türkmenlerinin birlikte yerleşik en büyük grubu, başkentleri olarak kabullendikleri sözde "tartışmalı bölge" ki, Kerkük şehri ve vilayetinde yaşamaktadırlar. Bağdad'ta ki Irak merkezi yönetimi ve Erbil'de ki Bölgesel Kürt Yönetimi (KRG) arasında sıkça çekişmelere neden olan ülkenin petrol ve doğal gaz zenginliklerine sahip tartışmalı bölgesi, Kerkük. 

Irak Türkmenleri, tehlike altında ki diğer etnik ve dinsel gruplarla birlikte, yaşamlarını, kültürel geleneklerini ve mülklerini hedefleyen orantısız riskle sürekli olarak karşılaşmaktadırlar. Kararsız politik ve güvenlik durumu, köken, etnik, dinsel veya cinsiyete hedeflenmiş şiddet olayları, fiili ayırımcılık, ve her kademede ki yönetim ve kurumsal destek ve korunmanın yokluğu birçok azınlık grupların Irak'ı terk etmelerine sebep olmuştur. Bu bir etnik temizlik midir?

2005 Irak Anayasası; azınlıkların korunması, ülkenin çok uluslu birimlerinin tanınması, özellikle ayrımcılık karşıtı ve kültürel hakların verilmesi bakımından yeterli bir çerçeve uygulama sağlamıştır. Ancak, Irak bu hakların etkin olarak uygulanması için gereken kanunlardan ve altyapıdan yoksundur.

Süregelen güvensizlikle; Irak Türkmenleri, yeni anayasa yürürlüğe girdikten sonra dahi, korkunç boyutta işkence uygulanan ve canlı yakılan öğretmenler, teröristlerce katledilmiş bir cenazenin yas çadırını hedefleyen terörist saldırısı, intihar bombalamalar ve insan kaçırmalar, ve daha başka birçok korku saçan olaylar ne yazık ki Türkmenler için olağan hale gelmiştir.

Kasım 2013 başında Kerkük'te birkaç kişinin yaralanmasına neden olan en az 4 patlama oldu. 8 kasım 2013te, Türkmen şair Jasim Muhemed Ferej Tuzlu kaçırıldıktan 24 saat sonra ölü olarak bulundu. 17 Kasım 2013te, Tuz-Hurmatu'da geride 21 ölü ve 40 yaralı bırakan 3 intihar bombacısı ve yol kenarına yerleştirilmiş 12 baba patlatıldı. Geçen Pazar günü, 24 Kasım 2013te, Telafer'de ki bir polis kontrol noktasında bomba yüklü otomobil patlatıldığında 3 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı. Aynı gün, gene Tuz-Hurmatu yöresinde ki bir camiye yapılan intihar saldırısında 12 kişi öldü ve 75 ten fazla insan yaralandı. .

Irak Türkmen nüfusunu sadece fiziksel güvenlik değil bir çok durumda topraklarını terk etmeye zorlayan ekonomik güvensizlik de endişelendirmektedir. Arazi müsaderesi (el konulması) Ba'as rejiminin asimilasyon politikalarının en önemli özelliklerinden biri idi. Kerkük bölgesinde el konulan % 80ni Türkmen mülkü olan arsaların toplam yüz ölçümü 357 milyon metrekareyi bulmaktadır. Gasp edilen toprakların iadesine cevaz veren yasal düzenlemelere rağmen çok az sayıda Türkmen gasp edilen arazilerine kavuşmuş ve birkaçı da tazminat almışlardır

Hali hazırda, Kerkük Emlak Başvuru Komisyonuna yapılmış 41 bin şikayet/talep kayıtlıdır. Bunlardan sadece %7.7si karara bağlanmıştır. Beşir köyünde ki benzeri bir durumda, Türkmen aileleri topraklarına el konup tehcir edilerek mağdur durumda bırakılmışlardır. Şikayet/talepleri diğerleri ile birlikte 2005 yılında Emlak Başvuru komisyonunca işleme konmuşsa da Irak otoritelerince henüz cevaplandırılmamıştır.

Kasım 2013te, Kerkük İl idaresi, emniyet güçleri ile birlikte, tarım alanlarının büyük bir kısmının lağım projesi için ellerinden alınmasını protesto eden Turkalan köylülerinin protestolarını orantısız güç kullanarak şiddetle bastırmışlardır. Irak devleti yasal olmaksızın 332 dönüm arazili köyü, projenin durdurulması için  mahkeme kararı alan köy halkının itirazına rağmen, gasp etmiştir. Bu durumun devamı olarak 5 genç köylü tutuklandılar. Protesto sırasında ki olayları desteklemek için boykot teşebbüsü edildiğinde Özel Kuvvetler; televizyon kameralarına, mobil telefonlara ve olayların kayıtlarına el koymuşlardır.

2011 yılında, Avrupa Parlamentosu da Irak Türkmenleri üzerine düzenlenen daha önce ki DROI duyumunda, UNPO Türkmenlerin güvensizliğini giderecek herhangi bir düzenlemenin bulunmadığını söylenmişti. Ben iki yıl önce söylediklerimi şimdi yinelemekten dolayı derin bir hayal kırıklığındayım. Avrupa Parlamentosu'nun Türkmenlere karşı artan şiddet hareketlerinden derin endişelerini belirten ve Irak yetkililerini güvenlik ve savaş terörizmini gidermeye davet eden 14 Mart 2013 ve 10 Ekim 2013 çözünürlük bildirgelerine rağmen, durum Irak Türkmenleri için iyi olacak şekilde asla değişmemiştir.

Önemle not edelim ki 11 Mayıs 2012de imzalan Avrupa Birliği - Irak Ortaklık ve İşbirliği ticari olanaklarla birlikte yasal işbirliğine temel teşkil etmektedir. Bayan Catherine Ashton'un, Irak'ta ki saldırıları kınayan ve bütün politik güçleri her türlü şiddete karşı ortak cephe almalarını teşvik eden, 18 Haziran 2013te ki beyanına rağmen durum aynen devam etmektedir. Aynı beyanda Bayan Ashton Enerji Merkezi kurulması için Irak'a 4 milyon Euro verilmesi için bir sözleşmenin de imzalandığından söz eder. Bu sözleşme neden Irak devletine Anayasal şartlar ve uluslar arası antlaşmalar uygulanmasında yardımcı olacak "ihtiyaç duyulan" yasal işbirliğini bilhassa dikkate almamaktadır?

Bu hafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi şiddet sorumlularının yargı önüne getirilmelerini vurgulayan ve Devletleri suçluların hesap vermesi için Irak otoriteleri ile işbirliği yapmaya davet eden bir bildirge yayınladı. Bu, bu ihtilafı sona erdirmek için atılmış davetkar bir adımdır, fakat açıktır ki çok daha fazlasını yapmak gerekir. Kanımca bu, karışık etnik-dinsel toplumların bulunduğu bir ülkenin felaketinin reçetesidir. Irak'ta ki Türkmenler ve diğer etnik azınlıklar için yegane barışçıl çözüm; etnik ve dinsel hakları güven altına alacak ve ayırımcılığa müeyyide uygulayacak demokratik bir sistemdir.

Irak'ı orta doğuda yegane ülke yapan çok eskilere dayanan (kadim) hoşgörü, tolerans ve birliktelik henüz tamamen kaybolmamıştır, ama temin etmek için uluslar arası sorumlulukların ve tedbirlerin alınması gerekmektedir.


Bundan sonra yorum yapmak isteyen katılımcı konuşmacılara zaman verildi. 

Bay Metin KazakMEP, EEAS için sorular hazırladı, ancak oturumda ki zaman darlığından dolayı yazılı olarak cevaplandırılacaklardır. Bununla beraber kendisi böylece; kaçırma ve işkence mağduru olarak "en müsait ve en kötü durumda" ki Irak'ın Türkmen azınlığına yardımın önemini vurgulama şansını elde etti.







Aucun commentaire: